Yeniden Tayland

Home » Yeniden Tayland » Asya Turu » Yeniden Tayland

16 Kasım
Rayong – Samut Prakan – Phetchaburi̇ 350 km
“Benim meskenim dağlardır, dağlar.”
Sabahattin Ali

Sabah saat 09.00 gibi hazırlıklarımı yapıp yola koyuldum. Artık yollar gittikçe kalabalıklaşıyordu. Trafik ışıkları artmış, trafik yoğunluğundan dur kalk yapmam fazlalaşmıştı. Önce durmadan Pattaya’dan geçtim. 2013 yılında Pattaya’ya gitmiştim ve hiç beğenmemiştim. Pattaya tam bir keşmekeş ve dünyanın en sorunlu, arızalı tiplerinin sıkça tercih ettiği, bana göre son derece sevimsiz bir şehir. Bir süre motorumu sürdükten sonra Bangkok’a
yaklaşmıştım. Bangkok şehrine girmeden kıyıdan, kıyıdan gitmeyi planlıyordum. Ama maalesef düşündüğüm gibi olmadı. Yanlış yol tarifleri beni Bangkok trafiğinin kargaşasının ortasına itti. İki saatte bu yoğun trafikten zor kurtuldum. Özellikle Bangkok şehrinden geçen Chao Phraya nehri üzerindeki devasa köprü labirentinde yolumu bulmam neredeyse olanaksız gibi bir şeydi. Neyse ki bir taksi şoföründen aldığım yardım sayesinde yoluma devam
edebildim. Taksici önce bana tarif etmeye çalıştı, ardından benim bu tarifle yolumu bulamayacağımı anlayınca kendisi önde ben arkada, onu takip ederek nehrin karşısına geçmeyi başardım. Bu koca nehrin üzerindeki köprüden geçmek gerçekten de öyle kolay değil. Köprünün birçok girişi ve birçok da çıkış yolları var. Eğer yanlış bir çıkışa girerseniz oradan doğru yolu bulmanız bir hayli zamanınızı alıyor. Yoğun trafik yüzünden epeyce vakit kaybetmiş-
tim. Saat 19.00 gibi Phetchaburi’ye geldim. Hemen bir otel aramaya başladım. Ve sonunda çok güzel ve şık bir butik otel buldum. Uzun pazarlıklar sonucunda kahvaltı dâhil 800 Baht’a anlaştım. Kaldığım otel çok temiz ve şirin bir yerdi. Yarın sabah Phuket tarafına doğru zorunlu yolculuk var…

12
17-18 Kasım
Phetchaburi̇ – Phuket 750 km
“Gezgin olmak hep bir köprüden geçmektir.”
Anonim

Sabah erkenden uyanıp kahvaltımı yaptıktan sonra motorumla tekrar düştüm yollara. Rotam Myanmar sınırına paralel yollardan devam edip Ranong şehrinden Phuket’e doğru yol almaktı. Yol yine çok güzelleşmiş, trafik seyrek, sürüş keyifli. Bir ara yolda gözüme uluslararası bir park tabelası ilişti: Kuiburi National Park.

a5Bu levhadan yolun sağ tarafına doğru dönüş gösterilen işareti takip ederek parka yöneldim. Yoldan saptığınızda ulusal park yaklaşık 35 kilometre mesafede bulunuyor. Parka geldiğimde saat 11.00 gibiydi ve yetkililer yoktu. Orada bulunanlarla konuşmaya çalıştım, bana saat 14.00’de parkın açılacağını ve safari gezileri yapıldığını anlatmaya çalışıyorlardı. Park bölgesinde de fillerin, aslanların ve diğer yaban hayvanlarının olduğunu söylediler. Tabii bunların çoğunu bana resimlerini göstererek anlatıyorlardı. Ben de saat 14.00’e kadar bekleyemeyeceğimden tekrar yoluma devam ettim. Ulusal park yolundan çıkıp ana yola geldiğim sıralarda motosikletin hızında bir problem olduğunu hissetmeye başladım. Bir süre gittikten sonra motorumun gazına asıldığımda devir göstergesi artarken, motorun hızının artmadığını görünce, bir şeylerin ters gittiğini fark etmeye başladım. Fakat bulunduğum yerlerde motoruma baktırabileceğim herhangi bir tamirci veya servis de yoktu. Mecburen biraz daha yola devam ettim. Artık motor bağırmaya, hız iyice düşmeye başlamıştı.

a1

Viteslerin yükselmesi hızı artırmıyordu. Hızım, 80’lerden, 70’lere, 60’lara, 40’lara hatta 20’lere kadar düştü. Bu durum çok can sıkıcıydı. Motorda iyice gerilmeye başlamıştım. Ve artık hızım 10 km’ye düşmüştü. Bir ara durdum ve  debriyaj koluna ve teline bakmaya çalıştım ama görünürde bir şey yoktu. Tekrar motoruma bindim ve çalıştırıp gitmeye çalıştım. Aksine yol çok tenha ve yerleşim yeri değildi. Biraz daha gitmeye çabaladım fakat artık motor hafif rampayı dahi gidemez olmuştu. Ve artık hiç gitmemeye başladı. Motorumu sağa çekip durdum. Yapacak bir şey yoktu. Çaresiz bir şekilde ne yapacağımı düşünüyordum. Etraftan birileri geldi ne oldu diye bakmaya ama onlardan da bana fayda yoktu. Hemen arkadaşım Anıl’ı telefonla arayıp kendisine durumu anlattım. Kendisinden Bangkok’taki BMW servisini aramasını ve yol yardımı istemesini rica ettim. O da servisi aramış ve yol yardımının yani çekicinin ancak yarın gelebileceğini ve motoru servise taşımak için yaklaşık 500 dolar istediğini söyleyince iyice sinirlendim. Zaten kabahatliydiler. Kendilerine ısrarla debriyaj sorunu olduğunu ve söküp bakmalarını istememe rağmen “Debriyajda sorun yok devam edebilirsiniz” demişlerdi. İşin kötüsü bulunduğum yer Phuket ve Bangkok BMW servisine eşit mesafede 400 km uzaklıktaydı. Ben iki servisinde tam orta yerinde kalmıştım. Anıl kardeşim sağ olsun kendi olanaklarını ve ilişkilerini kullanarak bana 250 dolara bir pikap ayarladı. Motorumu taşıyacak pikap buraya 350 km mesafeden gelecekti ve ben onu bekleyecektim. Başladım pikabın gelmesini beklemeye, bana pikabın saat 22.00 gibi gelebileceğini söylediler. Motorumun güvenliği için polisin gelmesini istedim ve motorumu yolun sol tarafında bulunan hem ev hem de kadın kuaförü olan bir yere aldım. Sağ olsun kadınlar da bana son derece yardımcı oldular. Bunlarla ilişkiyi de Anıl kardeşimin elemanları sayesinde telefon trafiği sonucunda halledebildim. Bir ara yaşlı bir polis geldi ve yanımıza takıldı. Saat 22.00 gibi beklediğimiz pikap gelince motoru pikaba yüklemek için uygun bir rampa ayarlayıp motoru yüklemeye çalıştık. Etraftan da insanların yardımıyla yükleme işini halledip sağlama almak için iplerle bağlantılarımızı yaptıktan sonra saat 23.00 gibi Phuket BMW servisine gitmek için yola çıktık. Uzun bir yoldan sonra saat 05.00 gibi Phuket’e vardık.

a18Servise geldiğimizde servisin otoparkında uyuyan şişman bir güvenlik görevlisi vardı. Onu kaldırıp motoru nasıl indireceğimizi sorduk. Belli ki bu güvenlik elemanından bize bir hayır yoktu. Biz de etrafa bakınarak motoru indirebileceğimiz uygun bir rampa arıyorduk. Yakın bir yerde bulduğumuz uygun rampadan motoru indirip servisin otoparkına bıraktık. Ben servisin otoparkında beklemeye başladım. Saat 08.30 da servis çalışanları gelir gelmez
hemen motorumu içeri aldırıp durumun ne olduğunu anlamaya çalıştık. Önce debriyaj takımını sökmeye başladılar. Debriyaj balataları tamamen bitmiş olduğundan değişmesi gerekiyordu. Ellerinde hazır debriyaj takımı olmadığından Bangkok’a sipariş verip oradan geleceğini ve bunun da en az 3 gün süreceğini söylediler. Beklemekten başka yapacak bir şey yoktu. Motorumdan bana lazım olacak eşyaları aldıktan sonra 20 dolara bulduğum bir
otele gidip yerleştim. Zaten hiç uyumadığımdan bir şeyler yedikten sonra hemen odama çıkıp uyudum.

a23

19 Kasım
Phuket
“Dağ ne kadar yüce olsa da yol üstünden aşar.”
Atasözü

Dışarıya çıkıp etrafı biraz dolaştım. Kendime bir motor kiralamak istedim fakat küçük motorlar olduğundan pek içime sinmedi, kontrol etmekte zorlanırım diye. Kiralamaktan vazgeçtim. Patong’a gittim biraz oraları gezeyim dedim. Sahile gidip denize girmek istiyordum. Sahildeki kumsal şahaneydi. Hava kapalı olduğundan yağmurun yağmasını bekledim denize girmek için. Yağmur hafif çiseleyince şöyle bir denize girdim. Sonra yağan yağmur hafifleyince dışarı çıkıp kurulandıktan sonra yemek için güzel bir yer aradım. Bulduğum bir restoranda dev bir
ıstakoz siparişi verdim. Hayatımda ilk defa bir ıstakoz yiyecektim. Pişirilen ıstakoz güzel bir sunumla masaya servis edildi. Beni çok da cezp etmedi ıstakoz. Hani unutamayacağım bir lezzet değildi. Bu yemek için de 50 dolar para ödedim. Karanlık iyice çökmüştü ve tekrar kaldığım otele döndüm. Kaldığım otelin adı Sino İmperial Phuket Hotel ve gecelik ücreti 20 dolardı. Phuket Tayland’ın ünlü turizm adası. Denize girdiğim Patong plajı çok ünlü, birçok film ve dizi burada çekilmişti yanılmıyorsam. Sualtı sporları da çok yaygın, Phuket dalma konusunda, dünyanın en iyi 10 mekanından birisi.

a24

20 Kasım
Phuket – Ko Samui Adası 335 km
“Hiçbir yol aşılamayacak kadar yüksekten geçmez.”
Andersen
Sabah saat 11.00 gibi motorumun akıbeti hakkında bilgi almak için servise gittim. Serviste debriyaj baskı balatasını yeni takmaya başlamışlardı. Söylediklerinden çok daha erken oluyordu. Bana saat 13.00 gibi hazır olabileceğini söylediler. Ben de hemen otele gidip çıkış hazırlıklarını yapmaya başladım. Çıkış işlerimi halledip, ardından bir taksiyle tekrar servise gittim. Bu arada Bodrum’dan aile dostumuz Muhsin Beyler de Facebook’tan bana Ko
Samui adasında olduklarını söylediler. Zaten Samui adasına Anıl kardeşimi görmek için gitmek istiyordum, Muhsin Beylerin de orada olması gitme kararımı iyice perçinlemişti. Hemen yol planlarımı yapıp Ko Samui adasına gitme hazırlıklarına başladım. Anıl kardeşimle haberleşip geleceğimi bildirdim. O da bana yol hakkında ve özellikle son feribot saati bilgilerini verdi. Motorumun işleri bitmişti ve 500 dolar bir ödeme çıktı. Ödeme işlerini hallettikten sonra doğru Ko Samui adasına hareket ettim. Önce Phank Nga’ya geldim. Ardından da Surat Thani üzerinden feribota binip adaya gidecektim. Yol boyunca yine birbirinden güzel manzaralar vardı. Bir ara yol kenarındaki satıcıların gölgeliklerine asılı şeffaf poşetleri dikkatimi çekmişti. Durup ne olduğunu anlamaya çalıştım, poşetlerdeki suyun içinde yılanlar vardı. Her poşette 3-4 adet yılan bulunuyordu. Adaya en son feribot saat 19.00’da idi. Ben de saat 18.30 gibi, bineceğim feribot iskelesinden biletimi aldım ve beklemeye başladım. Burada saat 18.00’de hava kararıyor. Adadan gelen feribot tamamen boşaldıktan sonra bizi içeriye aldılar ve saat 19.00’da feribot hareket etti. Yaklaşık bir buçuk saat süren yolculuktan sonra feribotumuz iskeleye yanaştı. Anıl kardeşim beni iskelenin çıkışında arabasıyla bekleyecekti. Anıl’la merhabalaşıp hiç durmadan doğruca adada bulunan bir Türk restoranına gittik.

a6
Motorumu park edip sarılıp kucaklaştıktan sonra restorana girip acıkan karnımızı doyurmak üzere siparişler vermeye hazırlanıyorduk. Kısa bir sohbetin ardından adada bulunan Muhsin Beylerle de bağlantı kurup onları da buraya davet ettik. Daha sonra sağ olsun Anıl kardeşim belirlenen yerden Muhsin Beyleri almak için
arabasıyla yanlarına gitti. Biraz gecikmelide olsa geldiler ve restoranda hazırlanmış olan Türk köşesinde oturup hoş beş ettikten sonra yemek siparişlerimizi verdik. Ben kaşarlı bir pide söylemiştim. Yemek sonrası motor kullanacağımdan alkol almadım. Ama misafirlerimiz rakı sipariş ettiler. Bana gelen peynirli pide beğenilecek gibi değildi. Yemek, sohbet derken yarın akşam tekrar buluşmak üzere çıktık yola. Unutmadan yemeklerin ücretini Muhsin Beyler ödedi. Ben Anıl’ın ayarladığı bir otele yerleştim. Yarın sabah Anıl ile beraber kahvaltı yapmak için randevulaştık ve ayrıldık.

a10

22 Kasım
Surat Thani – Chumphon – Ranong 450 km
“Gezgin bir yere varmak için değil görmek için gezer.”
Goethe
Sabah erkenden kalkıp ilk feribota binerek yoluma kaldığım yerden devam etmek için sürdüm motorumu yollara. Surat Thani’yi geçtikten sonra Chumphon şehrine yani kuzeye doğru devam ettim. Chumphon’dan sola yani batıya dönüp Myanmar sınırına paralel olarak Ranong’a gitmeyi planlıyordum. Yollar gerçekten de nefisti. Sakin, rahat, yeşilliklerle içi içe insana huzur veren yollardı. Ranong’a gelmeden çok önce yolun sağ tarafında zaman, zaman yol ile paralel olan geniş nehir Myanmar ile Tayland sınır şeridiydi. Motorumu kenara çekip, iki ülkeyi birbirinden ayıran nehrin Tayland tarafından Myanmar’a doğru bir süre seyre daldım. Bu kısa moladan sonra kalmayı planladığım Ranong’a doğru gitmek için yeniden yola devam ettim. Dedim ya, yollar çok güzeldi diye. Ranong’a 10 kilometre kala yolun sol tarafında harika bir şelale gördüm ve hemen motorumu şelalenin yanına
çektim. Dağlardan aşağı doğru akan bu şelalenin altına insanlar girip yıkanıyorlardı. Ben de çok istedim burada suya girmeyi ama kıyafetlerimi koyabileceğim güvenli bir yer olmadığından maalesef yapamadım. Birkaç kare fotoğraf sonrası Ranong’a doğru yoluma devam ettim. Şehrin girişinde bulduğum bir otelde kalmaya karar verdim ve anlaşıp odama çıktım. Ardından dışarıya çıkıp yemek yiyebileceğim güzel bir yer aradım. Bulduğum kendin pişir kendin
ye tarzındaki bu restoranda siparişlerimi verip gelen servis ve yiyeceklerle güzelce karnımı doyurup, bugünü de böylece sonlandırmış oldum.

a4
23 Kasım
Ranong – Phuket 310 km
“Eğil dağlar eğil üstünden aşam.”
Türkü

Ranong’dan sabah saat 09.00 gibi yola çıktım. Yaklaşık 50-60 km sonra yolun sol tarafında karşımda duran tabelada bir ok işaretiyle resimli bir otel yönlendirmesi vardı. Ben de hadi bir git bakalım ne çıkacak karşına diyerek saptım yolumdan ve tabeladaki yere gitmek için motorumu sürdüm.5-6 kilometre sonra karşıma çok güzel butik bir otel çıktı. Kocaman bir nehrin kenarında olan bu otelin otoparkına motorumu park edip içeri girdim. Zaten karnımda açtı, sabah kahvaltı yapmamıştım. Kenarları açık olan hem lobi hem de restoran olarak kullanılan bu yerde bir şeyler yemek için masaya oturdum. Garson tarafından getirilen menüdeki resimli yemek listesinden bir çorba söyledim. Kısa bir süre sonra deniz ürünleri ile yapılmış çorba geldi. İşin ilginç yanı gelen çorbanın suyu sütten yapılmıştı. Kaşığımı çorbaya daldırıp başladım içmeye, tadı harikaydı. Sütlü ve hafif tatlı olan çorbanın suyunu çok beğenmiştim. Yemeğimi afiyetle yedikten sonra şöyle bir etrafı gezindim. Burası gerçekten de çok güzeldi. Tam kafa dinlenecek bir yer. Kalmak için fiyat sordum bana 800 Baht fiyat verdiler. Ben de çok fazla dedim ve 500 Baht fiyata kalırım dedim. Bu arada havada patlamak üzere, sanki sıkı bir yağmur geliyor. Uzatmayayım otelle fiyatta
anlaşamadık, ben en son 600 verdim o 700’e indi. Ben 600 Baht’ta direndim, o 700 Baht’ın altına inmedi. Bende kalmıyorum öyleyse dedim, o da sen bilirsin dedi ve oradan ayrıldım. Bekledim ki arkamdan hadi gel tamam 600 olsun desin; ama maalesef fiyatını düşürmedi. Yapacak bir şey yok, ben de tekrar yoluma devam etmek için tekerimi döndürdüm. Yolda yine zincirimin gevşediğini hissettim ve Phuket’e servise gidip tekrar baktırmayı düşünüyordum. Beklediğim yağmur gecikmedi ve başladı yağmaya, gittikçe şiddetini artırarak devam ediyordu. Bir ara motorumu solda bir restoranın önüne çekip yağmurun yavaşlamasını bekledim. Baktım beklemekle olacak gibi değil tekrar motora atlayıp Phuket’e kadar sürmeye devam ettim. Daha önce kaldığım otele gittim ve orada kaldım.

a7

24 Kasım
Phuket – Krabi – Hat Pak Meng 280 km
“Yol bir yere gitmez o bir susma biçimidir/ soğuk bir
taşın uğultusunda.”
Yılmaz Erdoğan

Sabah kalkıp tekrar Phuket’deki BMW servisine gittim. Servis yetkililerine zincirimi kontrol etmelerini ve varsa bir sorun değiştirmelerini söyledim. Adamlar zincirde bir sorun olmadığını ve ayar yaparak sorunun hallolacağını söyleyerek gevşeyen zinciri sıkılaştırıp yola devam edebileceğimi söylediler. Ben de kendilerine teşekkür edip tekrar yoluma devam ettim. Önce Krabi’ye uğrayacaktım. Krabi’ye geldiğimde Tayland param hiç kalmamıştı bir banka bulup 200 dolar bozdurdum. Sonra bir benzinlik bulup depomu doldurdum. Gittiğim yollar gerçekten de birbirinden
güzeldi. Asya’nın en beğendiğim tarafı sürekli olarak yollarda sizi sürprizlerin beklemesi. Yine yoluma devam ederken karşımdaki tabelada Hat Pak Meng Beach yazısını gördüm. Hadi burayı da göreyim dedim ve döndüm yolun sağından, aşağı doğru sürdüm motorumu.

a4

Hat Pak Meng’e geldiğimde gördüklerim beni bir kere daha şaşırttı. Gerçekten de manzara kelimelerle anlatamayacağım kadar güzeldi. Denizde adaların muhteşem görünüşü… Hemen
sahilde 600 Baht’a kalacak bir apart otel buldum. Motorumu ve eşyalarımı yerleştirdikten sonra buz gibi bir bira açtırdım ve diktim kafaya. Hele buranın gün batımı insanı mest ediyordu. Akşam biraz ileride sahilde güzel bir restoranda deniz ürünleri siparişi verdim. Yanında da soğuk bir bira; gel keyfim gel. Gün batımının güzelliğine güzellik katmış oldum. Eğer bir daha Tayland’a gidersem buraları tekrar gezmek isterim.

a22

25 Kasım
Hat Pak Meng – Trang – Wang Prachan Tayland Sınır
Kapısı – Malezya Mergong 300 km
“Yolcu kalbe yürü, orada seyret orada gez dolaş.”
Mevlana

Sabah bu güzel yerden saat 09.00 gibi ayrıldım. Önce Trank’a gittim, oradan Malezya sınır kapısına doğru yola devam ettim. Yol boyunca sık, sık tabelalarda mescit yazıları vardı. Belli ki Malezya sınırına yaklaştıkça Müslüman nüfusu da artıyordu. Bir ara yine yağmura yakalandım ve biraz ıslandım.

a3

Sınıra yaklaştığımda yol üzerindeki satıcıların önünde bir BMW 1200 GS motosiklet park etmiş alışveriş yapıyordu. Ben de korna çalarak selamlaştım ve durup tanıştım. Karı koca gezginler Malezyalıydı. Fotoğraflar çekilip ayrıldık. Sınır da hemen yakınımızdaymış. Tayland sınırında işlerim çok çabuk halloldu ve Malezya sınırına geldim. Burada da işlerim çok kısa zamanda bitti ve artık Malezya topraklarındaydım. Hava kapalıydı ve zaman, zaman yağmur yağıyordu. Malezya yolu kıvrıla, kıvrıla ilerliyordu. O virajlardan inerken yağmurun şiddeti daha da artınca durup yağmurluğumu giyecek uygun bir yerde bulamadım. Biraz ıslandıktan sonra motorumu sola çekip yağmurluğumu giyerek artan yağmur altında dikkatli bir şekilde sürmeye devam ettim. Yol üzerinde bir marketten hemen telefon kartı aldım. Kartı internet servisine de açıp telefonuma taktım. İnternetimin bir saat sonra kullanıma açılacağını söylediler. Yağmur altında Mergong’a geldim ve otel aramaya başladım.

a8

Önce bulduğum bir otel bana geceliğine 75 Dolar fiyat çekti. Ben de o sırada otelin internet wi-fi şifresini alıp hemen booking’den yakınlarda bir otel aramaya başladım. Agoda’dan, The Leverage Business Hotel’de 33 Dolar’a bir yer buldum ve buraya da çok yakındı. Bu otelin yol tarifini sordum, adamlar bana el işaretleriyle tarif etmeye çalıştılar. Haritadan buraya çok yakın olduğu anlaşılıyordu. Fakat ben bir saat kadar dolaştıktan sonra yine ilk geldiğim otelin hemen bir sokak altında olduğunu görünce hem bana tarif edenlere hem de kendime kızdım. Otele girip kayıt işlemlerimi yaptırdım ve odama çıkıp üzerimi değiştirdim. Yakınlarda bir yerlerde yemeğimi yedikten sonra tekrar otelime döndüm.

 

Leave a Comment