Singapur

Home » Singapur » Uncategorized » Singapur

30 Kasım
Kuantan – Telok Cempedak – Mersing – Singapur 400 km
“Bütün olmak parça olmak demektir, gerçek
yolculuk geri dönüştür.”
Ursula Le Guin

Benim Singapur’a geçişim biraz zaman aldı. Nedeni ise vize formunu doldurmakta zorlanmam tabii ki, kadın formu doldurmakta zorlandığımı görünce, bu kadar yeterli geç hadi tepkisiyle işimi tamamladı. Bir diğer ayrıntı da bu çıkış ve girişimde triptik işlemi yapılmadı. Artık Singapur’dayım: Ülke çok modern ve aşırı lüks. Her yerde birbirinden lüks arabalar ve pahalı motosikletler. Çok yüksek gökdelenler insanın başını döndürüyor. Kendime önce kalabileceğim bir otel bulmaya çalıştım ve başladım aramaya. Geceliği 60 Dolar’ın altında otel bulmak neredeyse olanaksız. En azından benim rastgele baktığım otellerin fiyatları oldukça yüksekti. İnternete girip Agoda’dan geceliği 50 Dolar’a kahvaltı hariç Hotel 101’den yerimi ayırtıp girişimi yaptım: Singapur’un yüzde 75’i Çinli, geri kalanı da Hintli ve Pakistanlı. Anladığım Singapur biz gezginlere göre bir yer değil, çok pahalı ve beton yığını. Şehir gerçekten de Avrupa standartlarında, çok temiz ve bakımlı: Her şey kameralarla kontrol altında. Sokağa çıkıp karnımı doyuracağım bir yerler bakındım. Gözüme kestirdiğim sıradan bir lokantaya girdim ve içinde deniz ürünleri olan bir sipariş verdim. Yediğim yemeğin ücreti 30 Dolar’dı. Burada bu fiyatlarla bir geceden fazla kalmamın çok doğru olmayacağına karar verdim. Yarın tekrar Kuala Lumpur’a döneceğim. Singapur, Endonezya ve Malezya toprakları arasına sıkışmış küçücük bir ada devleti. Kuzey ve batıdan Johore boğazı, doğu ve güneyden Singapur Boğazı ile kapalı dikdörtgen şeklinde bir ülke. Singapur’un kendisine ait 40 kadar adacıkla birlikte yüzölçümü yaklaşık olarak 622 km2 civarında.

1 Aralık
Singapur – Malezya Kuala Lumpur 370 km
“Yola baktım yol uzun.”
Lorca

Artık yolların sonuna geliyordum. Singapur’da kaldığım otelden ayrılıp Malezya’ya doğru dönüşe geçtim. Singapur bir günde motorla gezilecek kadar küçük bir ülke. Yollardaki mobese kameraları sayesinde trafik ihlalleri anında tespit edilip kesilen cezalar adresinize tebliğ ediliyor. Sınır çıkışlarında ise eğer trafik cezanız varsa pasaport kontrollerinde hemen tahsil ediliyor. Ben de Singapur çıkışında her an önüme bir trafik ceza ödemesi çıkabilir diye
heyecanla bekledim; neyse ki her hangi bir ceza çıkmadı. Sınır geçişlerimi sorunsuz bir şekilde halledip Malezya’ya giriş yaptım. Kuala Lumpur yolu biraz karmaşık da olsa akşama doğru Kuala Lumpur’a geldim. Daha önce kaldığım Pacific Express Hotel’de 2 gecelik rezervasyonumu yapıp odama çıktım. Bir yandan da arkadaşım Faizal ısrarla Endonezya’ya gitmem ve oraları görmem için beni ikna etmeye çalışıyordu. Fakat ben çok istememe rağmen
içinde yaşadığım şartlar gereği gitmek istemedim. Artık dönüş için gün sayıyordum.

2 Aralık
Kuala Lumpur
“Rüzgârlar ve dalgalar yetkin yolcuların her zaman
yanındadır.”
Edward Gibbon

Artık Türkiye’ye dönmeme günler kalmıştı. Bugün Faizal ile Kuala Lumpur BMW bayisinde buluşmak üzere randevulaştık. Otelden bir taksiye binip Faizal ile buluşmak için BMW bayisine gittim. Orada Faizal ile dönüş için bilgi paylaşımında bulundum. Malezya’dan İstanbul’a motorum ile birlikte uçakla dönecektim. Faizal ile aylar önce Türkiye’den yaptığım yazışmalarımda bana Malezya’dan İstanbul’a motosiklet transferi ücretinin 1800 ile
2000 dolar arasında olduğunu, daha önce kendisi de -benimle aynı motoru olduğundan bu fiyata İstanbul’a transfer ettiğini söylemişti. Ben bir yandan da Malezya’dan Türkiye’ye kargo taşımacılığı işi yapan kişilerle bağlantı kurup onlardan da fiyat almaya çalışıyordum. Türk Hava Yolları motorumun Türkiye’ye transferi konusunda çok net bir cevap veremedi. THY benden ayrıntılı ölçüler ve ağırlık konusunda net bilgileri, sağlam bir kasa içerisine konulmasını, akünün çıkarılmasını, benzin deposundaki benzinin boşaltılmasını talep etti. Faizal ile BMW bayisinde buluşup motosikletimin transferi konusunda ne yapacağımızı konuştuk. Eve dönüş başlıyor, yol başka bir zamana aktarıyor kendini.

Devam edecek: Başka bir mevsimde, başka bir şarkıda, başka bir ülkede… Görüşmelerimiz sonucunda ertesi gün Faizal ile evinde buluşup doğru havaalanına gidecektik.

3 Aralık
Uçak İle Kuala Lumpur – Türkiye – İstanbul
“Her gün yeni bir gemi kalkar insanın umut limanından.”
Ernesto Che Guavera

Sabah otel ile ilişkimi kesip doğruca Faizal’ın evine gitmek için düştüm yollara. Verdiği ev adresini tarifler üzerine buldum. Önce dışarıda yemek yedik. Ardından evine gidip kendi arabası önden ben
arkadan onu takip ederek havaalanının yolunu tuttuk. Bir ara ben Faizal’ı otoban gişeleri girişinde kaybettim. Gözden kaybolmuştu. Hemen yolda bir aracı durdurup telefon ile Faizal’ı arayarak yolda durdurduğum araç şoförü ile konuşturmaya çalıştım, bulunduğum yeri Faizal’a tarif etsin diye. Fakat bu yöntem ile de anlaşamadık.
Daha sonra o bana gideceğimiz havaalanı kargo adresini mesaj olarak attı. Ben de sorarak havaalanındaki bana gönderdiği adresi buldum. Kendisi bir arkadaşı ile beraber beni bekliyordu. Kargo işlemlerini başlattık. Gümrük işlemleri devam ederken motoru kantara çıkartıp tarttık. 382 kg. geldi. Sonra da en, boy, yükseklik ölçüleri yapıldı. Bu işlemlerin sonucunda motosikletimin kargo ücreti 3.500 Dolar gibi hiç beklemediğim bir rakam çıktı, çok
şaşırmıştım. Bu kadar yüksek bir rakamı hiç beklemiyordum. Ben en fazla 2.000 Dolar beklerken karşıma 3.500 Dolar çıkınca şoke oldum. Üzerimde bu kadar para da yoktu. Faizal ben sana vereyim,
sen bana daha sonra verirsin dedi. Yapılmış olan bu kadar işlemden sonra vazgeçmek de çok zordu. Tamam deyip razı oldum. Bu kargo firmasının THY gibi kuralları da yoktu. Motorumun etrafını naylon folyo korumayla kaplayıp direkt içeri aldılar. Çıkış işlemlerinin ardından ödemenin bir kısmını orada yaptım. Kalan kısmını da Faizal’dan ve kredi kartımdan çekecektim. Motorum Cuma günü İstanbul’a gelecekti. Ben de sponsorum olan İstanbul Akvaryum’u arayarak bu akşam için Kuala Lumpur’dan İstanbul’a uçak bileti almalarını rica ettim. Sağ olsun onlar da hemen 3 Kasım akşamı için THY’den biletimi almışlardı. Artık geri dönüş için saatler kalmıştı. Faizal ile beraber önce işyerine ardından da evlerine gittik. Her gezginin geri dönüşünde biraz da hüzün vardır. İnsanın ailesine,
çocuklarına ve dostlarına kavuşmasının mutluluğunun yanı sıra dönüş hüznü de sarar sizi. Şimdiden iki farklı duyguyu yaşamaya başlıyorum. Motosiklet ile yapılan gezilerin sonu bitmesin istiyor insan. Sanki yol bitince sen de bitiyorsun. Sanki yola daha yeni çıkmışsın da henüz yolun başındaymışsın gibi. Bütün bu karmaşık duygular içerisinde akşam saat 23.30’da Kuala Lumpur’dan kalkacak olan uçağın bekleyişindeydim. Faizal’ın evinden havaalanına gitmek için hazırlanıp beraber arabaya binip yola çıktık. Havaalanında Faizal ile vedalaşıp ona her şey için teşekkür ettikten sonra ayrıldık. Havaalanında bilet işlerimi halledip pasaport kontrolünden geçip uçağa bindim. Yaklaşık 12 saatlik bir uçuş olacaktı. Uçakta yerimi alıp yaptığım yolları zihnimde yeniden yaşamaya
başladım. Geçtiğim zorlu yolları, yüksek zirveleri, sel felaketlerini, yolu olmayan yolları, Himalayalar’ın eteklerinden süzülüp akan berrak ırmakları, Everest’in zirvesini, Pakistan’da kulaklarımı sağır eden Taliban çatışmalarını, asker-polis eşlikçileri, tarihi mekânları, Hindistan’ın insanı çıldırtan insan kalabalığını ve trafiğini, insanın bedenini kuş gibi hafifleten masajları, Halong Körfezi’ni, UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak kabul edilen tarihi
güzellikleri, tahta köprüleri, sınır geçişlerinde yaşadığım tarifsiz sıkıntıları, yolda karşılaştığım güzel insanları, seyrederken insanı alıp götüren muhteşem doğa güzelliklerini, yediğim birbirinden farklı lezzetleri, yeşilin her tonunu, yolculuğum boyunca zaman, zaman yaşadığım arızaları, sürekli değişen sürpriz görüntüleri,
motorumun gidonunu, sesini, titreşimini, oturduğum seleyi, motor kıyafetlerimi, sürekli kullanmaktan her iki başparmağı da delinmiş olan eldivenimi, kısaca yolculuğa ve yola dair her şey film şeridi gibi gözümün önünden geçiyordu. Bir ara uyumuşum. Uyandığımda ülkeme gelmiştim.
4 Aralık
İstanbul – İzmir – Bodrum 700 km
“Yolculuk niyetinde değilim.
Fakat böyle bir iş yapmaya kalksam
Doğru İstanbul’a giderim.”
Orhan Veli

Sabah saat 05.00 gibi uçağımız İstanbul Atatürk Havaalanı’na iniş yaptı. Saat çok erken olduğundan kimseyi rahatsız etmek istemedim ve havaalanında biraz oyalandım. Üzerimde Türk parası hiç yoktu. Hemen bir bankamatikten para çektim. Bir kafeye oturup 2015 Eylül ayında yapmayı planladığım Latin Amerika rotası için harita üzerinden ufak, ufak çalışmaya başladım. Artık yeni yollara ve rotalara teker döndürmek için hazırlıklar başlamıştı. 6 Aralık
2014 günü motorum Malezya’dan uçak kargo ile İstanbul’a gelecek ve ben de 7 Aralık’ta İstanbul’dan önce İzmir, ardından da 9 Aralık 2014 günü bu uzun turumun başlangıç noktası olan Bodrum’a giriş yapacaktım. Evi özlemek, çocukları ve memleketi, bambaşka bir duygu seliydi yaşadığım. Yol hiç bitmiyor içimizde, bir yolculuk bitiyor ötekini kurmaya başlıyorsun kafanda… Yol nereye giderse gitsin görmek, bilmek ve öğrenmek arzusu diri kalıyor. Ne diyordu şair: “Büyük aşklar yolculuklarla başlar.” Her yola çıkış başka bir güzelliğe götürüyor bizi. Bir başka aşka… Bir yolculuk bitti, diğeri kafamda olgunlaşıyor… Kısa bir zaman sonra bir başka yolculuk daha… Sırada Latin Amerika var demiştim, Latin Amerika ve Che’nin Motosiklet Günlükleri… Hiç bitmeyen bir hikaye hayat ve motosiklet tutkusu. Yolları tüketemiyor hiçbir yolculuk. Ne diyordu Yolcu şiirinde Hasan Hüseyin: “Denize varmaktır amacı nehrin, denize varmak, ey yolcu…” Hep denize ulaşmak için hoşça kalın ve yeniden başka bir yolculukla merhaba…

Leave a Comment