Malezya

Home » Malezya » Asya Turu » Malezya

26 Kasım
Mergong (Kedah) – Kuala Lumpur 470 km
“Her zaman bizi bekledikleri yere varırız.”
Jose Saramago
Sabahtan kalkıp kahvaltı yaptıktan sonra Malezya’nın başkenti olan Kuala Lumpur’a doğru hareket ettim. Mergong’dayken Kuala Lumpur’da kalacağım otel için rezervasyon yapmıştım. Yol genellikle otoban olduğundan çok da keyifli olduğunu söyleyemem. Yol boyunca sık sık büyük marka motosikletlerle karşılaştım. Kuala Lumpur başkent olmasından dolayı oldukça kalabalık bir şehir: Tayland’a göre daha modern bir görüntüsü var. Her yerde yüksek gökdelenler… Adeta birbirleriyle yükseklik yarışı yapıyorlar. Otoban üzerinde dinlenme, yeme içme ve akaryakıt istasyonlarının olduğu tesisler var. Başkentteki trafik karmaşası, kalacağım oteli bulmam konusunda beni zorladı. Sora, sora Bağdat bulunur misali, ben de sora, sora Agoda’dan rezervasyonumu yaptırdığım, geceliği
35 Dolar olan Pasific Express Hotelini buldum. Motorumu otelin alt katındaki kapalı otoparka koyup kayıt için resepsiyona gittim. Fakat resepsiyon görevlisi gözlüklü ve orta yaşlı kadın suratsız ve agresif tavırlarıyla beni çileden çıkardı. Sanırım bu kadın görevli otel sahibinin çok yakını, başka türlü burada çalışamaz. Neyse ben
daha fazla gerilmeden işlemlerimi halledip odama çıktım. Bana refakat eden görevlide resepsiyondaki bayan için sanki bana, idare et abi der gibiydi. Malezya vatandaşı olan ve motosikletli gezgin Faizal ile facebook üzerinden yeniden yazışarak haberleştim. Kendisinin bugün bir işi olduğunu ve yarın görüşebileceğimizi söyledi. Bu arada söylemeden edemeyeceğim, ben yabancı motosiklet gezgini arkadaşlarla facebook üzerinden Google Translate
çevirileri yaparak bağlantı kuruyorum. Bu çeviri zaman, zaman saçmalasa da işimi görüyor. En zorlandığım durumlar ise facebook üzerinden yazıştığım arkadaşlarla yüz yüze geldiğimde tam anlamıyla çuvallıyorum.
Duşumu alıp biraz dinlendikten sonra dışarı çıktım. Ve Kuala Lumpur’da bulunan dünyanın en yüksek ikiz kulesi olan Petronas Twin Towers’ı görmeye gittim. 452 metre yüksekliğinde ve 88 kattan oluşan bu kule içerisinde AVM’ler ve ofisler bulunmakta. Malezya’ya gelen hemen her turist burayı mutlaka görüyor. Ben de bir taze gezgin olarak burayı görme şerefine nail oldum! Oldum olası büyük kentleri hiç sevemedim. Burası da bana çok cazip
gelmedi. Bir an önce daha sakin ve doğal güzellikleri olan yerlere gitmem lazım. Burası Malezya’nın başkenti ve en kalabalık şehri: 1857’de Gombak ve Klang nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuş. Kuala Lumpur ve Putrajaya şehirleri Selangor Sultanlığı içinde adacıklar halinde bağımsız olarak yer alıyorlar. Malayların dışında yoğun Çinli ve
Hint nüfus barındıran Kuala Lumpur’da, Malay, İslam, Hint ve Çin kültürleri bir arada bulunuyor: Kozmopolit ve hızla yenilenen bir yapıya sahip.

27 Kasım
Kuala Lumpur
“Bir ülkeye, oranın dilini biraz öğrenmeden giden,
yolculuk etmiş olmaz; okula gitmiş olur.”
Bacon

Sabah kalktım ve Faizal ile tekrar mesajlaşarak otelde buluşmak için haberleştik. Kendisi saat 12.00 gibi BMW F 650 GS motoruyla otele geldi. Ben de motorumu park alanından çıkartıp kendisini arkadan takip ederek onun belirlediği bir mekâna gitmek üzere yola çıktık. 15-20 km yol gittikten sonra oldukça lüks bir bölgede bulunan AVM’ye gittik. Motorlarımızı park edip fotoğraflar çekildikten sonra bir kafeye oturduk. Kafede Faizal’ın başka bir arkadaşı da vardı. Faizal ile 2013 yılında Arif Karbak kardeşimle tadı damağımızda kalan motosikletle İran gezimiz sırasında
Urmia’da aynı ev/pansiyonda karşılaşmıştık. Orada kurduğumuz bir dostluğumuz vardı. Oturduğumuz kafede Faizal ile konuşmaya çalışıyorum ama dilim olmadığından anahtar kelimeler ve vücut dilini de yanına ekleyerek zor da olsa anlaşmaya çalışıyordum. Ardından yarın tekrar görüşmek üzere oradan ayrıldık. Akşamüstü kaldığım otele yakın bir yerde canlı müzik vardı, mekân ve ortam fena değildi. Biraz buraya takıldım. Bir ara peçeteye Pink Floyd’un meşhur parçası olan The Wall isteğini yazarak istekte bulundum. Sanatçılarda sağ olsunlar bu isteğimi yerine getirdiler. Yol anılarına müziği katarak, bu kıtada geçirdiğim zamanı düşündüm gülümseyerek. Güzel bir akşamdı.

28 Kasım
Kuala Lumpur
“Başka ülkeleri ne kadar çok görürsem kendi ülkemi
o kadar çok severim.”
Madame de Stael

Sabah otel ile ilişiğimi kesip çıkış yaptım. Önce Faizal’ın önerisiyle motorumun zincir problemini çözmek için Sunny Cycle BMW servisine gitmek üzere yola çıktım. Verdiği adresi sora, sora buldum ve servise girdim. Yapılan zincir kontrolünden sonra zincir ve zincir takımının komple değiştirilmesine karar verildi. Ben de tamam değiştirelim dedim. Servis çok kalabalık ve yoğun olduğundan bu değişim biraz zaman aldı. Orada bulunan diğer motorcu
arkadaşlarla da tanıştım. Öğlen yemeği için beni bir lokantaya götürdüler. 5 motorcu arkadaşla balık ağırlıklı güzel bir yemek yedik ve hesabı bana ödetmediler. Tekrar servise dönüp motorun işlerini takip etmeye çalıştım. Zincir ve zincir takımı komple değiştikten sonra otomatik zincir yağlama sistemini de taktırmaya karar verdim ve onu da taktırdım. Artık motorum uzun yollara tekrar hazırdı. Serviste yapılan işlemlerin toplam bedeli 500 Dolar
tutmuştu. Ödemeyi yaptıktan sonra servise yakın bir yerlerde vakit çok daha geç olmadan otel bulmak için çıktım yola. Karanlıkta sorarak bir otel buldum. Ve hemen Agoda’dan rezervasyonumu yaptırdım. Kapı müşterisine verdiği rakam çok yüksek olunca Fine Hotel’de 22 Dolar’a Agoda’dan rezervasyonumu yaptırıp otele yerleştim. Otelden çıkıp dışarıda karnımı doyuracağım bir yerler aradım. Yol üzerinde kurulu seyyar bir mekân buldum. Deniz ürünlü, soslu çubuk makarna siparişi verdim. Yemeğim kocaman bir tabakta geldi. Bu nefis ve lezzetli yemeğimi afiyetle yedim.

29 Kasım
Kuala Lumpur – Kuatan – Jalan Telok Cempedak 260 km
“Gezmek, bir zamanlar insanla evren arasında var olan
uyumu tekrar kurar.”
Anatole France

Sabah saat 10.00 gibi Kuala Lumpur’dan doğuya Kuantan’a doğru motorumu sürmeye başladım. Yol bildiğimiz sıradan otoban ağırlıklı olduğundan çok da keyif almadım. Kuantan’a yaklaştığımda başlayan yağmur anlatılır gibi değil. Deli gibi yağıyordu. Ben genellikle yağmur riskini gördüğümde tedbir olarak üzerimdeki cüzdan, telefon, uydu takip sistemi ve diğer ne varsa tamamını bir poşetin içerisine koyup arka çantaya bırakıyordum. Ne olur ne olmaz diye tedbirimi önceden almayı ihmal etmiyordum. Şiddetli yağmur altında geldiğim bu şehirde bir süre sonra yağmur durdu. İnanılmaz bir şeydi. Az önce yağan şiddetli yağmur bıçakla kesilmiş gibiydi, bir adım sonrasında yağmura dair hiçbir şey yoktu. Her yer kupkuru ve hava açık, inanılır gibi değil. Kendime yemek yiyebileceğim bir yerler ararken karşıma çıkan büyükçe bir AVM’ye gittim. Motorumu AVM’nin hemen girişine park edip gözüme
kestirdiğim deniz mahsulleri ağırlıklı bir restorana girdim. Resimli menüden siparişlerimi verdim. Burada oturmak için 15-20 dakika kadar beklemek zorunda kaldım. Çok kalabalık ve bol müşterisi olan bir yerdi. Gelen siparişlerimi yedikten sonra tekrar motoruma binip sahile doğru gittim. Jalan Telok Cempedak’daki sahil çok kalabalıktı ve insan kaynıyordu. Kendime uyduruk bir Guesthouse buldum ve pazarlık yaparak 30 Dolar’a anlaşıp akşam kalacak
yerimi ayarladım. Bu Guesthouse başka yerlerde, örneğin Hindistan ve Pakistan’da olsa, en fazla edeceği 5 Dolar’dı. Bakımsız pis ve berbat bir yerdi. Buraya yerleştikten sonra motorumu park edip sahile indim. Meğer burada hafta sonları panayır gibi etkinlikler oluyormuş. Deniz kenarındaki geniş alanda birçok çadırlı portatif işletmeler, satıcılar vardı. Bol, bol fotoğraf çektim. Sahilde derme çatma bir portatif yapıda ayak masajı yapılıyordu. Ben de buraya
girip kendime ayak masajı yaptırayım dedim. Bu ayak masajını yapan kadınların tamamı türbanlı bayanlardı ve hiç çekinmeden rahatça işlerini yapıyorlardı. Ben de bu türbanlı bayanlardan birisine güzel bir ayak masajı yaptırdım. Meydanda başı açıkkapalı gençler hep bir arada eğleniyorlardı. Ve aralarında herhangi bir sorun da yoktu. Bir ara akşam namazı için 10-15 kadar insan meydanda toplaşıp namazlarını kıldılar. Namaz bitiminde de o namaz kılınan yerde gençler enstrümanlarıyla canlı konser verdi. Bizdeki sokak çalgıcılarını anımsadım biran. Ve hiç kimse de siz ne yapıyorsunuz diye tepki göstermedi. Ben bu güzel görüntülerden sonra leş gibi olan Guesthouse’a döndüm. Dışarıdan sık, sık toplu bağırtılar geliyordu. Bir ara merak edip dışarı çıktım ne oluyor diye, meğerse Malezya-Vietnam futbol maçı varmış ve Malezya Vietnam’ı o akşamki maçta yenmiş. Malezya (Malay-Asia), Güneydoğu Asya’da yer alan, doğu ve batı olarak iki kara parçasına ayrılmış, 13 eyaletten oluşan, “seçmece krallıkla” yönetilen federe bir devlet. Malezya 18.000’den fazla ada devletinin birleşmesiyle oluşmuş. 28 milyon nüfusa sahip Malezya’da halkın yüzde 55‘i Malay, yüzde 25’i Çinli, yüzde 10’u Hint ve geriye kalan yüzde 10’luk kesimse diğer etnik kökene sahip. Bunların 5.44 milyonu Doğu Malezya ve 21,2 milyonu Batı Malezya’da yaşamakta. Resmi dil Malayca
olmasına rağmen halkın hemen, hemen hepsi kusursuz İngilizce konuşabilmekte. Bunun yanı sıra Arapçada geçerli diller arasında yer almakta. Ülkede resmi din İslam ve Müslüman olan halkın çoğu Malay kökene sahip, az bir kısmı ise Hintli. Budizm, Çinli halk tarafından benimsenen din iken Hindu dini de Müslüman olmayan Hintlerin inancı. Hıristiyanlık da yaygın olan dinler arasında. Malezya federal anayasal monarşiye dayalı parlamenter  demokrasi sistemiyle yönetilmekte.11’i Batı Malezya, 2’si Doğu Malezya’da olmak üzere toplam 13 eyaleti var. Bu eyaletlerden
9’u sultanlar, 4’ü valiler tarafından yönetiliyor ve her 5 yılda bir dönüşümlü olarak 9 eyaletin sultanından biri kral olarak seçiliyor: Devlet başkanı aynı zamanda kral. Her eyaletin kendi anayasası, kendi meclisi ve senatosu var. Meclisi oluşturan üyeler halk tarafından seçim yoluyla belirleniyor. Senatoyu ise sultanlar belirliyor. Bunların dışında ülkede 3 federal bölge var ve bu bölgelerin anayasası eyalet yasalarının üstünde: Federal bölgeleri
yöneten ise kral.
30 Kasım
Kuantan – Telok Cempedak – Mersing – Singapur 400 km
“Bütün olmak parça olmak demektir, gerçek
yolculuk geri dönüştür.”
Ursula Le Guin
Sabah erkenden kalkıp Mersing’e doğru yola çıktım. Hep tekrar ediyor gibi olacak ama yol gerçekten de keyifli ve güzeldi. Mersing’e vardığımda yemek yiyebileceğim bir yer ararken bir kafenin önüne park etmiş 5-6 tane büyük motor görünce ben de motorumu yanlarına park edip içeri girdim. Yerin adı, The Port Cafe. Fakat içeride motorcuların kendisi yoktu. Ben yemek siparişimi verirken dışarıdaki motosiklet sahipleri motorlarına atlayıp gittiler. Yaklaşık 10 dakika sonra bulunduğum kafenin önüne 15 civarında bir kısmı eşli büyük motosikletli gezginler geldi. Yirmi civarında insan içeri girdiler ve haliyle selamlaştık. Daha sonra konuşmaya çalıştık: Yine işaret dili kullanarak tabii. Beraber hatıra fotoğrafları çektirdik. Bu kafede tavana yerleştirilmiş olan bayrakların arasında Türk bayrağının da olması dikkatimi çekmişti. Grup Singapur’dan Tayland’a gezmeye gitmiş ve şimdi de Singapur’a
dönüyorlardı. Yemekten sonra arkadaşlarla vedalaşıp ayrıldık. Ben tekrar motoruma binip Singapur’a doğru yoluma devam ettim. Zaman, zaman yol denizle yakınlaşıyordu ve manzara oldukça güzeldi. Singapur sınır geçişi çok enteresan bir yer. Malezya ve Singapur’u birbirinden denizle bağlantılı bir boğaz ayırıyor. Singapur bir ada
şeklinde ve dünyanın en modern yerlerinden biri. Sınır kapısı Malezya ile Singapur arasındaki köprünün girişinde. Önce motordan inmeden sadece kaskı çıkarıp pasaportu camdan içeri uzatarak Malezya’dan çıkış işlemini yapıyorsunuz. Ardından köprüden geçerek Singapur sınır geçişi için yine motordan inmeden kaskı
çıkarıp pasaportu camdan içeri vererek vize ve giriş işlemini hızlı bir şekilde yapıp Singapur’a geçiş yapılıyor.

Leave a Comment