Güney Asya Turu Gezi Notları – 9 : Tayland

Home » Güney Asya Turu Gezi Notları – 9 : Tayland » Asya Turu » Güney Asya Turu Gezi Notları – 9 : Tayland

19 Ekim
Mae Sot – Bangkok 520 km
“Zor işi önüne, kolay işi ardına koy.”
Tayland atasözü

Mae Sot’ta kaldığım otelde sabah kahvaltımı yapıp saat 09.00 gibi yola çıktım. Direkt gitmek yerine kuzeye ve kuzey doğuya doğru motorumu sürüp, buraları biraz dolaştıktan sonra Bangkok’a devam etmeyi planlıyordum. Yolum asfalt ve bol virajlı idi. Tayland yollarında ilk keşfettiğim sorun, soldan giden yolun en sol şeridinin inanılmaz dalgalı, bol balıksırtı oluklu ve motosiklet için son derece tehlikeli olduğu. Bu sol şerit motosiklet sürücüleri için tehlikeli ve dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı. Yanlışlıkla sol şeride girdiğinizde motorun stabilitesi bozuluyor ve yol hâkimiyetiniz sıkıntıya girebiliyor. Büyük ve ağır tonajlı kamyonların bozduğu bu şeride dikkat etmekte büyük fayda var. Bu sorunun dışında yollar çok güzel ve keyifli: Yolculuk adına hemen her türlü güzellik mevcut. Bir ara yine motorumun hızlanma sorunu yaşadığını ve bunun debriyajdan kaynaklandığını fark ettim. Bu durum bende yine gerginlik yarattı. Debriyaj sıkıntısı yüzünden planladığım alternatif yollara sapmamın sıkıntılı olabileceğini düşünerek doğrudan Bangkok’a gitmeye karar verdim. Yaşadığım debriyaj sorunu 4. viteste hızın artmamasıydı. Bir ara sol tarafımda, düz arazi üzerinde volkanik bir dağ çıkıntısı gördüm ve görüntüsü hoşuma gitti. Uygun bir yerde motorumu durdurup indim. Ağaçların arasında iki metre genişliğinde pirinç tarlalarına giden toprak yoldan içeriye doğru yürüdüğümde bir anda karşımda iki metre uzunluğunda bir varan (kertenkele ile timsah arası bir hayvan) belirdi. Ağzında beyaz bir poşet vardı, sanırım içinde de yiyecek artıkları… Bir an da karşı karşıya geldik varan ile. O beni hiç umursamadan çalılıkların arasına girip kayboldu. Ben de o anı neden çekemedim diye kendi kendime hayıflandım. Hoş aslında o karşılaşma anını çekebilecek zaman aralığımda yoktu. Neyse kaçan balık büyük olurmuş misali ben de go-pro kameramı çalıştırıp o bahsettiğim dağ manzaralı yerin video ve fotoğraflarını çektim.
Varanın kaçtığı çalılıklara da biraz bakındım ama kendisiyle bir daha karşılaşma şansım olmadı. Tekrar motoruma binip yoluma devam ettim. Yol boyunca zaman, zaman büyük motorlar görmeye başladım. Bangkok’a yaklaştığımda yağmur hafif, hafif yağmaya, yol kalabalıklaşmaya, trafik de sıkışmaya başladı. Bangkok’a girdiğimde trafik ve yol inanılmaz bir hâl aldı. En zorlandığım da Mae Sot’ta rezervasyonumu yaptırdığım ve BMW servisine de yakın
olabileceğini düşündüğüm otelimi bulmak oldu. Bu yoğun trafik ve şaşırtıcı tabelalar da bir hayli terletti. Yağan yağmurda adres bulmak çok daha zor oluyordu. Neyse saat 21.00 gibi kalacağım oteli buldum. Otelin otoparkı yoktu fakat güvenlik elemanı gece boyunca nöbet tuttuğundan bir sıkıntı olmayacağını düşündüm. Odama çıkıp yerleştikten sonra aşağı inip bir şeyler yemek için dışarı çıktım. Yine sokak satıcılarından yemeğimi yiyip otele döndüm. Yarın BMW servisine gideceğim.

a18

20 Ekim
Bangkok – Bmw Servi̇s
“Gerçek yolcular gitmek için giderler.”
Baudelaire
Sabah kalkar kalkmaz kahvaltımı yapıp doğru BMW servisine gittim. Motorumun komple bakımını yaptırmak, yağını değiştirip yağ filtresini yenilemek, Hindistan’da değiştirdiğim Yamaha arka fren balatasını çıkarıp yerine orijinal balatayı taktırmak, olası aksaklıkları var mı ona baktırmak ve birde tabii ki bana büyük sorun çıkartan debriyaj balatasının sıkı bir kontrolünü yaptırmak istiyordum. Yapılmasını istediğim işleri önce arkadaşım Anıl’a telefonla
aktardım; o da kendi dillerinde yetkili servis elemanına. Servis motorumu ancak iki gün sonra alabileceğimi söyledi. Oradan bir taksiye binerek yeni rezervasyon yaptırdığım ve BMW servisine 1-2 kilometre mesafede bir otele gitmek üzere servisten ayrıldım. Taksiyle otele geldim ve eşyalarımı resepsiyona taşıdım. Bu arada saat 11.00 gibiydi. Otelin resepsiyonundaki bayan bana “Saat 14.00’te giriş yapabilirsiniz, sizi bu saatte alamayız” demez mi. Sinirlendim ve tepki gösterdim. Ben sinirlenince bayan birilerini arayıp sonrada bana “Tamam odanıza geçebilirsiniz” dedi. Odama geçip üzerimi değiştirdikten sonra otelden ayrılıp doğru kent merkezine gittim. Bangkok’ta önce kendime iki saatlik masaj seansı alarak baştan aşağı masaj yaptırdım. Fakat bu masaj sayesinde vücudumun ağrımayan yerleri de ağrımaya başlamıştı. Kendisiyle facebook’ta tanıştığım, Tayland Samoi adasında yaşayan ve bir turizm firmasında çalışan Anıl kardeşimle telefonda sohbet ettim. Kendisi tam bir motosiklet sevdalısı: Yıllar önce yaşadığı talihsiz bir motosiklet kazasının ardından, annesinin yoğun ısrarı sonucu motor kullanmayı bırakmış ama tekrar motora
binmek için can atıyor. Bu nedenle çok isteyip de binemediği motora olan ilgisinden dolayı kendisiyle uzun, uzun motosiklet gezim hakkında konuştuk.

a1121-22 Ekim
Bangkok
“İşte yine yollara düştüm/Hem yalnızım, hem değilim.”
Melih Cevdet Anday

21 Ekim günü sabah geç uyanıp yine Bangkok’a gezmeye gittim. Bangkok benim için sıkıcı bir yerdi: Kalabalık, yoğun ve hareketli bir şehir. 2013 yılında burayı yeterince gezdiğim için bu gelişimde yapabileceğim çok fazla bir şey yoktu. Mağazaları, plazaları, AVM’ leri gezmekten sıkılmıştım. Bu sıkıcı günden sonra tekrar otelime dönüp ertesi gün motosikletimi almayı bekleyecektim. Şehir 1782’de kral 1. Rama tarafından kurulmuş. Yerel dilde adı farklı; Krung Thep, yani “Melekler Şehri”. Uluslararası alanda Bangkok adı kullanılıyor. Ülkenin turizm merkezi başkent Bangkok: Suvarnabhumi Uluslararası Havaalanı vasıtasıyla her yıl milyonlarca turist ülkeye giriş yapıyor. Bangkok’taki Çin Mahallesi ve Dusit tarihi eserler açısından zengin diğer bölgeler. Siam bölgesi Bangkok’un merkezi olarak kabul edilmekte ve Tayland’ın en yüksek binası olan Baiyoke Kulesi II’ye de ev sahipliği yapmakta. Sukhumvit ve Silom
gibi bölgelerde çok sayıda alışveriş merkezi ve otel bulunuyor. Sırt çantalı gezginler ise ünlü Khao San Road bölgesini tercih etmekteler. Ulaşım için raylı sistemlerin ve taksilerin yanı sıra Tuk-Tuk adı verilen araçlar da kullanılmakta.
22 Ekim sabahı kalkıp saat 10.00 gibi BMW servisine gittim. Motorumun bakımları yapılmıştı. Motorumun servis bakım faturası 400 dolar tutmuştu. Hemen Anıl kardeşimi arayıp fatura hakkında kendisi ile servis yetkilisi arasında yaptığı konuşmayı bana aktarmasını rica etmiştim. O da sağ olsun bu konuda bana yardımcı oldu. Debriyaj balatasını kontrol ettiklerini ve bir sorun olmadığını söylediler. Fatura bedelini ödedikten sonra tekrar motoruma binip
otelime gittim. Motorumu otele park edip ardından tekrar Bangkok merkeze geçtim. Go-pro kameram için ufak tefek aksesuarlar aldım, bu arada Laos vizesini almam için aracı tur firmasının göndereceği belgeyi bekliyordum. Bu belge de geç gelince Laos Konsolosluğu’na gitmek için yarını beklemeye başladım.

a13 23 Ekim
Bangkok Laos Konsolosluğu
“En büyük mesafeler, asla haritada görünenler değildir.”
John Fowles

Sabah erkenden, bana mail ile gelen belgeyi ve önceden doldurduğum vize müracaat formunu alarak konsolosluk kapısına gittim. Fakat bugün Laos Konsolosluğu’nun tatil günü imiş. Tekrar geri döndüm ve Bangkok’a Pantip Plaza’da kendime baskılı bir tişört yaptırdım; 64 gb’lık bir mikro sd kart ve Go-pro için bir yaka mikrofonu aldım Tekrar otele dönüp rezervasyonumu bir gün daha uzattım. Yarın Laos vizesi için tekrar konsolosluğa gideceğim.
Bangkok Asya’nın en turistik şehirlerinden biri: Zengin bir geçmişe sahip olan şehirde görülebilecek çok sayıda tarihi yapı ve müze bulunmakta. Şehrin en önemli tarihi eserleri genel olarak Ko Rattanakosin adı verilen bölgede toplanmış. Bangkok’un ilk yerleşim birimi olan Thonburi bölgesi Burma’dan gelen istilacılara karşı korunaksız olduğu için şehir nehrin karşı kıyısındaki Rattanakosin’e taşınmış zamanla. Buranın etrafında yine güvenlik sebebiyle bir de kanal kazılmış ve bölge bir ada halini almış. Burada Wat Phra Kaew ve Kraliyet Sarayı, Uzanan Buda tapınağı Wat Pho, Şehir Sütunu ve Milli Müze gibi çeşitli tarihi yerler bulunmakta. Rattanakosin’in genişlediği bölge olan Banglamphu’da ise görece daha yeni tarihi eserler var. Bunların en önemlileri Altın Dağ olarak
da bilinen Wat Saket, Wat Ratchanadda ve Demokrasi anıtı. Banglamphu’dan sonra şehrin genişlemeye devam ettiği bölge olan Dusit ise büyük ölçüde batı tarzında bir mimariye sahip. Ülkesini batı standartlarına taşımayı hedeflemiş olan Kral Rama V burada Mermer Tapınak olarak da bilinen Wat Benchamabophit, Dusit Sarayı, Vianmek Tik Konağı gibi batı tarzında yapılar inşa ettirmiş. Bangkok’un diğer bir önemli tarihi bölgesi ise Çin Mahallesi:
Rattanakosin bölgesinin inşasında çalışmış olan Çinli göçmenler kanalın karşı kıyısındaki Yaowarat olarak bilinen bölgeye yerleştirilmişler. Günümüzde oldukça hareketli bir bölge olan Çin mahallesinde renkli pazarların yanı sıra 5,5 ton ağırlığındaki saf altından bir Buda heykeline ev sahipliği yapan Wat Traimit gibi tarihi yapılar da bulunmakta.

a2124 Ekim
Bangkok
“Yürünmemiş yol, yol değildir.”
Oruç Arıoba

Sabah Laos vizesini almak için taksiye binip tekrar konsolosluğa gittim. Konsoloslukta görevli bayana evrakları verdim. O da bana bir şeyler söyledi. Söylediklerini anlamayınca Anıl kardeşimi telefonla arayıp bana tekrar yardımcı olmasını söyledim. Yapılan bu telefon görüşmesi sonucunda vize almam konusunda aracı olan firmanın konsolosluğa eksik evrak verdiğini, henüz bu evrakların tamamlanmadığını, bu yüzden vize veremeyeceklerini söylemiş. Ben de “Eksik olan evrakları ben vereyim” dedim ama benim değil aracı tur firmasının bunu vermesi gerektiğini söyleyince artık yapacak bir şey kalmamıştı. Vietnam ve Laos vizesi için Türkiye’de iken anlaştığım ve ödemelerini yaptığım Pronto Tour firması ilk işinde başarısız olmuştu ve beni mağdur etmişti. Ben 2-3 gündür Laos vizesini almak için boşu boşuna Bangkok’ta bekliyordum. Tekrar geri döndüm. Boşa geçen bir gün oldu. Pronto Tour firması ile yaptığım yazışmalar da bir sonuç vermedi. Yarın belki hallolabilir umuduyla beklemeye başladım. Otele dönüp çıkışımı yaptırdım. Bu Bangkok g9 otelinde booking aracılığı ile iki günlük rezervasyon yaptırmıştım, işlerim uzayınca booking’i devreye koymadan iki gün daha kalmaya karar vermiştim. İki günün hesabını öderken benden bu iki gün için booking’in fiyatından 20 dolar daha fazla para istediler. Tartışmam da yetmedi. Paralarını ödedim. Bu otelde kaldığım oda karanlık, tavanı alçak ve basıktı. Aldıkları parayı kesinlikle hak etmeyen bir oteldi. Bu akşam Bangkok’ta bulunan meşhur müzikal Calypso Cabaret grubunu seyretmek üzere konser bileti aldım. Müzikal gösteri çok başarılıydı. İzlerken adeta büyülendim.

19

25 Ekim
Bangkok
“Gezmek benim için ihtiyaçtır…”
Mayakovski

Yeni bulduğum otele yerleştim. Burası fiyat olarak çok daha ucuzdu. Ve Laos vizesi için tekrar beklemeye başladım. Fakat gelen haberler hep olumsuzdu. Suçu aracı firmanın üzerine atıyorlardı. Tur firması bana, “Laos vizesini eğer Bangkok olmazsa Kamboçya’dan, hatta en kötü ihtimalle Vietnam’dan da alabilirsiniz” dedi. Bu arada benim Türkiye GSM hattım arızalanmıştı. Tesadüfen Türkiye’den Bangkok’a gelen bir motosikletçi arkadaşımla hemen irtibata geçip bir sim kart alması için ricada bulundum. İlk etapta olmadı, fakat sonra başka arkadaşlar vasıtasıyla sim kart sorunumu hallettim. Bir de paraya ihtiyacım vardı. Onu da, gelecek olan bir başka arkadaş aracılığıyla çözümledim.
Bangkok’a gelen arkadaşlarımla buluşup parayı ve sim kartımı teslim aldım. Artık bir sorunumu daha halletmiştim. Kendilerine de küçük bir çanta verdim. İçinde kullanmayacağım birkaç eşya vardı. Sağ olsun arkadaşım beni kırmadı ve çantayı teslim aldı. Ona tekrar teşekkürler.

a7
26 Ekim
Bangkok – Kamboçya – Si̇em Reap 420 km
“Eğer benzersiz olmak istersen, herkesten
başka türlü yaşa.”
Fransız atasözü

Sabah kaldığım otelden, Kamboçya’ya gitmek üzere hazırlıklarımı yapıp 09.00’da yola çıktım. Bangkok’tan çıkış oldukça zahmetli ve karışık. Bangkok’u 40-50 km geçince daha önceden girmiş olduğum otobanda önüme gişeler çıktı. Gişelerden tam geçiyordum ki polisler beni durdurdu. Bana bu yolda gitmemin yasak olduğunu ve geri dönmem gerektiğini söylemeye çalıştılar. Kendilerine benimle ilgili uyarı anonsu geldiğini, bu yoldan motosikletlerin
geçişinin yasak olduğunu anlattılar. Gişelerin orta yerinde bulunan plastik bariyerleri benim için açarak bana geriye doğru gitmemi ve ilerdeki alternatif yollardan yararlanabileceğimi işaretlerle anlattılar. Ben de geldiğim yöne doğru motorumu sürmeye başladım. Gişelerin bulunduğu turnikelerden henüz yeni çıkmışken bir polis aracı beni durdurup yasaklı yoldan gittiğimi, bana ceza keseceklerini ve beraber karakola gitmem gerektiğini söylediler. Ben de ısrarla yasak yol olduğunu bilmediğimi, Kamboçya’ya gideceğimi söyledim. Polisler ehliyetimi kontrol ettikten sonra bana 2.000 Baht ceza ödememi söyleyince, ben de onlara itiraz ettim. Baktım olacak gibi değil, cebimden 1.000 Baht çıkarıp uygun bir şekilde polise verdim ve sorunumu hallettim. Bana nereden geldiğimi sorunca bende, Türkiye’den yola çıktığımı, İran, Pakistan, Hindistan, Nepal ve Myanmar’dan geçip Tayland’a geldiğimi ve bu yolu yalnız yaptığımı söyleyince polis hayranlık ve saygıdan neredeyse yerlere yatacaktı. Bir ara şu aldığın parayı geri ver bari diyecektim ama hadi neyse dedim. Polisler bana nereden gitmem gerektiği konusunda yardımcı oldu ve bir süre önümden giderek beni gitmem gereken yola doğru yönlendirdiler. Yolumun bundan sonraki kısmı çok daha güzel ve keyifliydi. Hani derler ya “Her şerde bir hayır vardır” diye. Otobandan çıkarılıp bu yola girmem beni daha da mutlu etti. Saat 12.00 gibi Kamboçya sınırına varmıştım. Tayland sınır kapısından ehliyet ve triptik belgesinin fotokopisini vererek işlemlerimi yaptırıp, Kamboçya sınır kapısına geldim. Burada da giriş sırasında görevliler önce form doldurmamı istediler. Ben zorlanınca kendileri pasaporta bakıp vize formunu doldurdu. Vize ücreti dâhil işlemlerim 1.400 Baht’a halloldu ve daha sonra motosikletin geçiş işlemlerini yaptırdım. Siem Reap’e doğru motorumu sürmeye başladım. Burada da yollar çok renkli ve güzel manzaralarla doluydu. Akşama doğru karanlık çöktüğünde Siem Reap’e geldim. Önceden booking’den ayarladığım otelin adresini sora, sora buldum ve resepsiyonda işlemlerimi hallettikten sonra odama çıktım. Duşumu aldıktan sonra aşağı inip şöyle bir dolaştım. Kamboçya’da hemen her yerde Amerikan Doları geçiyor. Güzel bir masajın ardından, yemeğimi yedim ve odama çıkıp internetten yapacağım işlerimi, paylaşımlarımı yapıp uykuya daldım. Şehir Siem Reap eyaletinin başkenti. Her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği Angkor Vat Tapınakları’na 5,5 km uzaklıkta. Şehir merkezi Sivutha Street ve Psar Chas (Eski Pazar) çevresinde odaklanmış. Fransız sömürgesi döneminden kalma binalar, dükkânlar ve iş merkezleri bu alanda bulunuyor. Wat Bo çevresinde çok sayıda misafir evleri ve otel yer alırken, Psar Leu çevresinde daha çok el sanatları ürünleri içeren dükkânlar bulunuyor. Siem Reap nehri şehrin içinden geçiyor. The Angkor Uluslararası Havalimanı şehrin 15 dakika uzağında. Güneydoğu Asya’nın en büyük tatlı su rezervi olan Tonle Sap Gölü şehre 15 km mesafede. 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Biyosfer Rezerv Alanı ilan edilen Tonle Sap Gölü üzerinde yer alan Chong Khneas yüzen köy.

a8

Leave a Comment