Güney Asya Turu Gezi Notları – 8 : Myanmar

Home » Güney Asya Turu Gezi Notları – 8 : Myanmar » Asya Turu » Güney Asya Turu Gezi Notları – 8 : Myanmar

14 Ekim
Hindistan Moreh Sınır Kasabası – Myanmar Tamu Sınır
Kasabası 5 km
“Dağlarının dağlarının ardı nazlıdır.”
Ahmed Arif

Moreh’te kaldığım otelden sabah saat 09.00 gibi çıktım. Önce sınır kapısına gittim, beni oradan bir polis merkezine yönlendirdiler. Etrafı duvarlarla çevrili bir yere girip işlemlerimi başlattım. Sonra gümrük görevlileri bana bindikleri aracı takip etmemi söylediler. Beraber motor gümrük çıkışını yapmak için gümrük binasına gittik. Başladılar motorun çıkışını yapmaya ama bir türlü beceremiyorlar. Daha önce bu tür çıkış işlemini yapmadıklarından
çuvallıyorlar. Bir yerlere sorup öğrenmeye çalışıyorlar, uzun bir araştırmadan sonra benimde gümrük geçişlerindeki tecrübelerimle beraber çıkış işlemlerini hallettik ve artık Hindistan’la irtibatım kalmamıştı. Myanmar sınırı hemen yanımızdaki nehrin üzerindeki köprünün karşısıydı. Bende heyecan doruktaydı, Myanmar’ı geçmek öyle kolay değildi. Son derece zor bir geçiş beni bekliyordu. Demir köprünün Hindistan ayağında durup sınır tabelası önünde fotoğraf çektirdikten sonra motoruma atlayıp köprüyü geçtim. Ve Myanmar sınırındayım. Girişte sağda bir nöbetçi kulübesi, yolun solunda ise tahtadan yapılmış bir bank vardı. Hindistan’da trafik soldan giderken Myanmar’da trafik bizdeki gibi sağdan işliyor. Motorumu sağa çekip pasaportumu görevliye uzattım. Bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama ben anlayamadım. Sonra rütbeli bir yetkili geldi, ona da pasaportumu ve izin belgesini verdim. O da bana
bir şeyler anlatmaya çalışıyor, anladığım kadarıyla bana eskort gelmeden sınırı geçemeyeceğimi söylüyordu. Ve bana tepki göstererek Hindistan’a geri gitmemi söyledi. Ben de adama, deli misin sen oradan çıkış yaptım ve bir daha geri giremem dememe rağmen adam delilendi. Neyse ortamı biraz yumuşatıp adama cebimde kalan yaklaşık 20 Dolar karşılığındaki Hindistan Rupisi’ni vermeye çalıştım, hani artık bana lazım değil, işime yaramaz diyerek, önce
hık dedi, mık dedi ben ısrar edince memnuniyetle aldı ve o saatten sonra adam daha bir efendi olmaya başladı. Önce onların cep telefonundan Myanmar’da yaşayan ve bana çok yardımları olan Kemal arkadaşımı arayıp durumu anlattım. O da hemen tur rehberini arayıp benim aradığım numaradan pasaport yetkilisini arattı ve böylece kontak sağlanmış oldu. Yapılan görüşmelerden sonra beni Tamu’da bulunan bir otele yerleştirmeye karar verdiler. Beni
almaya gelecek olan eskort yetkilileri yolda olduklarını ve akşam geç saatte burada olabileceklerini söylemişler. Yollar biraz bozuk olduğundan bugüne yetişememişler. Yani yarın sabah erkenden benim kaldığım otele gelip, beraber sınır geçiş işlerimizi halledeceğiz. Tıpkı Nepal-Hindistan sınır geçişinde Nepal’de bir gece kaçak kalmam gibi burada da bir gece sınır geçişim olmadan kaçak kalacaktım. Güzel bir otele yerleştim. Ve duşumu alıp yemeğimi
yedim. Biramı içip yarını beklemeye başladım.

a1 15 Ekim
Tamu – Gangaw 285 km
“Seyyahlık bir iştir. Seyyahı turistten ayıran en belirgin
özellik gezmeyi iş edinmesidir.”

Hülya Koç

Sabah 07.30 gibi Myanmar devletinin gönderdiği eskort ekibi beyaz bir Toyota minibüs ile kaldığım otele geldi. Gelen eskort ekibi 5 kişiydi. Devletin resmi rehberi bir bayan, aracı tur firmasının bir rehberi, bir güvenlik görevlisi, bir şoför ve bir de belli ki “Hadi ben de takılayım biraz gezmiş olurum” diyerek gelmiş olan bir vatandaş. Ekip ile tanıştıktan sonra, önce sınır gümrük görevlisi ile motor geçiş işlemlerini başlattık. Fakat gümrük yetkilisi neyi nasıl
yapacağını bilmiyordu. Nedeni ise daha önce bu sınırdan benden başka geçen bir yabancı motosikletli olmamasıydı. Sürekli birilerini arayıp resmi işlemin nasıl olabileceği konusunda bilgiler almaya çalışıyordu. Bir ara kendi motoruna atlayıp Hindistan sınırını geçip Hindistan gümrük yetkililerinden bilgi almaya gitti. Neyse, sonuçta ben de kendisine yardım ederek motosikletin geçiş işlemlerini hallettik. Sonra sınır kapısına gidip pasaport geçiş işlemini
hallettik. Sınır kapısında eskort yetkilileri ile birkaç hatıra fotoğrafı çekildikten sonra, eskort minibüsü önde ben arkada yola koyulduk. Yolda bol bol ırmak geçişleri vardı ve bu ırmakların üzerine kurulan demir köprülerin tabanlarını tik ağacından kerestelerle döşemişlerdi. Tik,90-110 yıl arasında kesime gelen ve genellikle gemilerde kullanılan bir ağaç: Suya dayanıklı ve uzun ömürlü. Bolca fotoğraf ve video çekmeye çalıştım. Bölge bakir ve doğal güzellikleriyle bize muhteşem manzaralar sunuyordu. Bir ara eskort yetkililerine bende fazla bulunan go-pro kameramı verdim. Kendilerinden beni zaman, zaman minibüsten çekmelerini söyledim. Onlarda bunu kabul edip minibüsten video çekmeye başladılar. Fakat daha sonra çektikleri videolara baktığımda çoğunun berbat olduğunu gördüm. Akşam hava alacakaranlık olmaya yakın Gangaw şehrine/kasabasına geldik. Kendilerinin önceden ayarladığı otele yerleştik. Daha sonra hep beraber yemek yemeye gittik. Karnımızı yörenin yemekleriyle doyurduktan sonra tekrar yürüyerek otelin yolunu tuttuk. Yarın sabah kalkıp Meiktila’ya gideceğiz.

a10 16 Ekim
Gangaw – Mei̇kti̇la 385 Km
“Hayatın üstüne, üstüne geldiğini düşünüyorsan
yolculuk vakti gelmiş demektir.”
Figen Karaaslan

Sabah 06.30 gibi kalkıp kahvaltı yaptıktan sonra 07.30 gibi yola çıktık. Yol yer, yer bozuk ve yapım çalışmaları vardı. İşçiler ellerinde balyozlarla kaya ve büyük taş parçalarını kırıp ufaltmaya çalışıyorlardı. Beden gücüyle çalışan bu erkeklerin yanında azımsanmayacak kadar kadın çalışan da vardı. Ama yine yol boyunca birbirinden güzel doğal güzellikler bizden cömertliğini esirgemiyordu. Bir ara yol yine bozulmaya başladı ve artık yolu göremiyordum. Bir anda yol bitti ve önümde bir nehir belirdi. İlk defa böyle bir nehri motosikletimle geçecektim. Hafif rampa aşağıya doğru inip suyun içinden geçtim ve kumluk alana girdim. Bir hayli fazla olan kumluk yeri geçmeye çalışırken motorumu yan yatırdım. Suya odaklandım, kuma saplandım. Neyse oralarda bulunan gençlerden yardım isteyerek motorumu düzelttim. Tekrar yoluma devam ederken, önden giden eskort minibüsündeki görevlilerde araçtan inip bana doğru koşarak olayı anlamaya çalışıyorlardı. Ben artık motoru kurtarmıştım ve hareket halindeyken onlara “No problem” diyerek sürüşüme devam ettim. Yol boyunca diğer ülkelerde olduğu gibi buralarda da insanlar farımın
açık olduğunu söyleyerek beni uyarıyorlardı. Bir süre sonra öğle yemeği için mola verdiğimizde tur firmasının rehberine Naypyitaw’da çalışan Türk arkadaşım Burak ile buluşup bu akşam onda kalmayı planladığımı tekrar hatırlattım. Bir gün önce de kendisiyle bu konuyu konuşmaya çalıştığımda bana olur demişti. Yine
bana olabilir sorun yok dedi. Yemek molası verdiğimiz şehirde bir polis merkezine gidip işlemlerin kontrolünü yaptırırken bir görevliyle bizim eskort yetkilileri arasında hararetli bir tartışma oldu. Sonuçta minibüste bulunan ve ilk andan beri neden orada olduğunu anlamadığım vatandaşın minibüse binmemesi gerektiğini ve inmesini söylüyormuş. Bir eksik ile tekrar yolumuza devam ettik. Bundan sonra eskort minibüsü son derece yavaş gitmeye
başladı. Böyle olunca haliyle Naypyitaw’a varamadık. Meiktila’da bir otel bulup geceyi geçirmek üzere buraya yerleştik. Meiktila Myanmnar’ın orta kesiminde, göl kıyısında bir kent. Ömer Çakır’ın yazdığına göre,“I. Dünya Savaşı’nda (1914-1918) Osmanlı ordusu birçok cephede savaşmıştır. Savaş sırasında Osmanlı ordusundan iki yüz binden fazla asker, çeşitli cephelerde Fransız veya İngiliz askerlerine esir düşmüştür. Bunlardan İngilizlere esir düşenlerin bir kısmı uzak doğuya, Hindistan’a ve bugünkü ismi ile Myanmar’a götürülmüştür. Myanmar’da esirler birkaç esir kampında tutulmuştur. Bu kamplarda esarette iken hayatını kaybedenler, kampın yakınlarında oluşturulan bir yere defnedilmişlerdir. Bugün Myanmar’da iki tane Türk şehitliği bulunmaktadır. Söz konusu
şehitlikler, zamanında o kamplarda bulunan Osmanlı askerleri tarafından yapılmış ve etrafı duvarla çevrilmiştir. Öyle ki, bunlardan Meiktila’daki şehitliğin girişine bir de şehitlik kitabesi konulmuştur. Zaman içinde özellikle II. Dünya Savaşı sırasında bu şehitlik büyük ölçüde tahrip edilmiş; mezar taşları sökülmüş, girişteki kitabe de yıkılmıştır.”Ben de tur yetkilisine biraz bozuk attım. Eğer normal hızlarda yolumuza devam etseydik Naypyitaw’a yetişirdik. Ben otele yerleşip duşumu aldıktan sonra dışarı çıkıp yemek yiyebileceğim bir yer aramaya başladım. Güzel bir Çin lokantası buldum. Önce deniz ürünleri ve sebze ağırlıklı bir çorba söyledim. Arkasından da balık söyledim. Önce çorba geldi, o da ne koca bir kâsede çorba. İki kişi yese doyar o kadar fazla. Garsona balığı iptal edebilir miyim dedim adam olmaz dedi. Mecbur ikisini de yemeye çalıştım ama çoğu tabağımda kaldı. Yemeğimi yedikten sonra tekrar karanlık sokaklardan geçip köpek havlamaları ve sataşmaları arasında otelime dönüp yattım.

a2317 Ekim
Mei̇kti̇la – Naypyi̇taw – Bago 460 Km
“İlkbaharda usul, usul yürü; toprak ana hamiledir.”
Kızılderili atasözü
Sabah 07.00’de kahvaltı yapmadan yola çıktık. Bu arada söyleyeyim, İran hariç hiçbir ülkede Türkiye’deki gibi bir kahvaltı kültürü, geleneği yoktu. Sabahları sadece yöresel değişik yemekler yeniyor, kahvaltı niyetine. Bir ara ekspres yol dedikleri otobana girdik. Yolda tek tük araçlar vardı. Asfalt yerine zemin betondu. Üç şerit gidiş, üç şerit de dönüş vardı. Ben bu ekspres otobanda 160-170 km hızla gidiyordum ve eskort çok gerilerde kalıyordu. Bir ara hızımı yavaşlatıp normal gitmeye başladım. Nedeni, zaman, zaman yolda gördüğüm köpeklerdi. Biz motorcular için canlı ve hareketli nesneler özellikle de köpekler potansiyel tehlikedir. Kendi güvenliğimiz için bu gibi yolda karşılaşabileceğimiz tehditlere karşı hep uyanık olmalıyız. Saat 10.00 gibi Myanmar’ın başkenti olan Naypyitaw’a vardık. Ve Burak kardeşim ile Capitol adındaki AVM’de buluşmak için randevulaştık. Kendisi de hemen geldi ve sarılıp kucaklaştıktan sonra bir kafeye oturup kahvaltı yerine geçecek atıştırmalık siparişlerimizi verdik. Sonra karşılıklı koyu bir sohbete daldık. Burak da Kemal kardeşim gibi yıllardır Myanmar’da yaşıyor. Burada Çinli bir GSM
firmasında üst düzey yöneticilik yapıyorlar. Myanmar’ın mobil iletişim ağının kurulmasında önemli katkıları olan arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyorum. Naypyitaw başkent olmasına rağmen, Yangon bu ülkenin en büyük kenti. Nüfus 1 milyon civarı ve dağınık bir alana kurulmuş. Artık ayrılık vakti gelmişti, vedalaşıp ayrıldık ve Bogo’ya gitmek üzere yola koyulduk. Bir ara Budist tapınaklarının bolca olduğu bir yerlerden geçerken, bu bölgenin içlerine girip biraz dolaşıp görüntüler aldık; sonra tekrar ana yola çıkıp yolumuza devam ettik. Saat 16.00 gibi Bogo’ya vardık. Ben
tur yetkililerine Kemal kardeşimin aracılığıyla daha düzgün bir otelde kalmak istediğimi söyledim. Onlarda nispeten biraz daha iyi bir otel buldular. Geceliği 40.000 Kyat olan bu otelde konaklamaya karar verdik. Akşam saat 19.00 gibi Yangon’dan Kemal kardeşim otele geldi. Kemal hem hemşerim, hem arkadaşımın kardeşi hem de Bodrum’dan tanışıyoruz. Kendisiyle sarılıp kucaklaştık, sohbet ettik. Benim param bayağı azalmıştı ve Kemal’den 2.300 Dolar borç para istedim. Sağ olsun, o da para işini hemen halletti. Yine kendisine motorun çantasına yapıştırmak için sticker Myanmar bayrağı ve çinko eksikliğim için ilaç siparişi vermiştim. Hemen bulup halletmiş ve getirmişti. Beraber bir lokantaya gidip karnımızı doyurduk: Burak gibi Kemal’de potansiyel motosiklet aşığı. Dilerim bu hayalleri gerçekleşir ve motosikletin üzerinde kazasız belasız keyifli günler geçirirler. Yemek sonrası Kemal ile
tekrar otele geldik, tur yetkilisi rehber Winn ile bir sonraki günün programını konuştuk. Myanmar-Tayland sınır geçişi için ilginç bir durum vardı. Eğer yarın da Myanmar’da kalırsam ancak 20 Ekim’de Tayland sınırını geçebiliyordum. Yok, yarın sabahtan yola çıkarsam aynı gün Tayland sınırını geçebilecektim. Nedeni ise şu:
Tayland sınırına yakın olan Kawkarik kasabasından sonra Myadway’e kadar olan sınır yolu ancak bir aracın geçebileceği genişlikte ve çok dar. Yani tek gidiş ya da geliş olmak zorunda. Bir gün Tayland’dan Myanmar’a araç geçişi oluyor, ikinci gün de Myanmar’dan Tayland’a. 18 Ekim 2014 tarihinde sınır geçişi Myanmar’dan Tayland’a doğru yapılıyordu. Bu sorundan dolayı bir gün daha Myanmar’da kalabilecekken zorunlu olarak bir gün erken
çıkış kararı aldım. Fazladan kalacağım her günün bana maliyeti kendi masrafım dâhil 350 dolar civarında tutacaktı. Ertesi sabah 05.00’de yola çıkmaya karar verdik. Kemal kardeşimle vedalaşıp ayrıldıktan sonra erkenden yatıp uyumak üzere odama çıktım. Myanmar’ın yüzde 90’ı ormanlarla kaplı, ülke demokrasi ile yönetilmeye yeni başlamış. Yoksulluk gözle görülür biçimde kendini belli ediyor. Gördüğüm herkes parmak arası terlik giyiyor. Thanaka denilen bir ağacın kabuğundan yapılan boya ile yüzlerini boyuyorlar. Mevsimler değişik bir zaman dilimini kapsıyor. Şubat’ın yarısı ile Mart, Nisan, Mayıs ayları yaz mevsimi. Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim yağmurlu mevsim (Muson Mevsimi). Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat’ın ilk yarısı kış. Kış denilince soğuk gelmesin aklınıza, 30-35 derece sıcaklık oluyormuş. Yani yaz ve kış arasında sürekli yağmur var.

a1118 Ekim
Bago – Karoseri̇li – Kawkarei̇k – Myadwaddy – Tayland
Mae Sot Siniri 380 Km
“İyi bir ağaç, binlerce kuş barındırabilir.”
Birmanya (Myanmar) atasözü
Erken yatmak için odama çıktım fakat gözüme bir damla uyku girmemişti. Sabah saat 04.30’da uyanıp hazırlandım. Aşağı lobiye indiğimde eskort ekibi de hazır beni bekliyordu. Saat 05.00’de eskort ile yola çıktık. Hava karanlıktı ve yol yavaş, yavaş hareketleniyordu. Derken sabah güneşi kendini göstermeye başladı. Manzaramla beraber benim keyfime diyecek yoktu. Yol boyunca zaman, zaman kontrol noktalarından geçtik. Eskortlar izin belgeleri gösterince yolumuza sorunsuz devam edebiliyorduk. Yollar yine tarif edilmez güzellikteydi. Fakat Kawkareik’den sonra yol
yaklaşık bir 60 km kadar rezaletti. Çok dar olan bu yolda kıvrıla, kıvrıla yukarıya doğru tırmanıyorduk. Toz, toprak, taş, çakıl, çukurlar insanın bütün keyfini kaçırıyordu. Bu berbat yola girmeden önce de yol boyunca toplanmış kızlı erkekli kalabalık, gelip geçen araçlardan ellerindeki kutulara para atmalarını istiyorlardı. Sanırım Budist tapınakları ve rahipleri için yardım toplayan gönüllülerdi. Derken Myanmar yolunun da sonuna gelmiştik. Sınır kapısında eskortlar geçiş için işlemlerimi yapmaya çalıştılar. Myanmar’da toplam 1.500 km civarında yol yapmışım. Pasaport
ve motorumun geçiş işlemleri hallolduktan sonra eskort görevlileriyle vedalaşıp ayrıldım. Kendilerine bir miktar bahşiş verdikten sonra Tayland sınırına geçtim. Tayland sınır kapısındapasaport kontrolü ve vize işlemini zar zor hallettim. Sınır kapılarında en çok zorlandığım, doldurmamı istedikleri vize müracaat formu idi. Dil bilmediğimden bu formu doldurmak benim için çok zor oluyordu. Pasaport ve vize işimi kör topal hallettikten sonra motosiklet için
de geçiş işlemlerimi tamamlayıp Tayland-Myanmar sınır kasabası olan Mae Sot’a giriş yaptım. Kendime kalabileceğim bir otel aramak için yol üzerinde bir alışveriş merkezine girdim. Orada kendime önce internete de bağlanabileceğim bir sim kart edindim ve bağlantılarımı yaptırarak telefonumu internet kullanımına açtım.
Daha sonra da 200 dolar para bozdurdum. Ve karnımı bir güzel doyurdum. Telefonumdan Booking üzerinden Mae Sot’ta bir otel rezervasyonu yaptıktan sonra otele doğru yola koyuldum. Otelimi buldum, odama çıkıp yerleştim ve duşumu alıp dışarıya çıktım. Hava yeni kararmaya başlıyordu. Önce güzel bir masaj yaptırdım, ardından bir restoranda yemeğimi yedim. Yemek yediğim yerde dört beş tane Harley motor vardı. Biraz havalı tiplerdi, onlara bulaşmadım. Zaten yeterince yorgun ve uykusuzdum. Yemek sonrası doğruca otele gidip yattım. Mae Sot’ta daha önce bu yolu geçen motosikletçi arkadaşların notlarından öğrendiğim kadarıyla bir mülteci kampı var ve bu bölgede Müslümanlar büyük bir eziyete uğruyorlar.

a21

Leave a Comment