Güney Asya Turu Gezi Notları – 6 : Nepal

Home » Güney Asya Turu Gezi Notları – 6 : Nepal » Asya Turu » Güney Asya Turu Gezi Notları – 6 : Nepal

28 Eylül
Muradabat – Bambasa – Nepal Bhimdatta – Sınır Geçişi
265 km

“Dönüşü olmayan yol, en uzun yoldur.”
İngiliz Atasözü

Muradabat’a 60 km kala mola verdiğim otelden sabah saat 08.30 da yola çıktım. Yol boyunca zaman, zaman debriyaj sorunu yaşadım. Gazı açıyorum fakat motor gitmiyor. Motorun hızı gittikçe yavaşladı. Motorumu sağa çekip olayı anlamaya çalıştım fakat çözemedim. İzmir BMW servisindeki Ufuk Usta’yı aradım, Allahtan durduğum yerde telefon çekiyordu. Ufuk usta bir şeyler tarif etti onu yapmaya çalıştım ama sonuçta yine olmadı. Ben de motora tekrar binip yol üzerinde bir servis bulabilir miyim diye bakınıyordum, ama ne servis nede bir benzin istasyonu vardı. Bu arada motorumun hızı iyicene düşmüştü. Hızım 15-20’yi geçmiyordu. Neyse ki şansıma bir benzin istasyonu buldum ve oraya girdim. Burada tekrar uğraşmaya başladım fakat yine olmadı. İzmir BMW servisini tekrar aradım, verdiği tarifleri yapmaya çalıştım, nafile. BMW servisi bana debriyaj balatasının bittiğini ve değişmesi gerektiğini söylüyordu. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü sanki. Yani BMW servisinin bulunmadığı Hindistan’da Türkiye’den siparişle debriyaj balatası gelecek ve burada bunu değiştirecek usta bulacağız. Resmen çuvallamıştım. O zaman anladım ki Asya’yı BMW motor ile gezmek akıl kârı değil. Ne servisi var, ne de yedek parçası. Telefonu kapattım ve tekrar uğraşmaya başladım. Yanıma benzin istasyonunun bir çalışanı geldi ve o da debriyaj kolunun vidalarını sağa sola çevirmeye başladı. Artık çaresizdim ve bu kişiden de medet umuyordum. Bu arada sanki bir mucize oldu ve motor tekrar eski haline geldi. Nasıl olduğunu anlayamadım. Sanırım yardım etmeye çalışan arkadaş belki tesadüfen bilemiyorum, doğru bir iş yapmıştı. Çok mutlu oldum ve tekrar yola koyuldum. Artık önümdeki araçları güvenli bir şekilde sollayıp geçiyordum ve gazı açtığımda motor öne doğru fırlıyordu. Keyfime diyecek yoktu. Peş peşe türküler söyleyerek yoluma devam ediyordum. Derken Nepal sınırına yaklaştım. Sınır kapısına girerken büyük Sarda Nehri’nin üzerinden geçiyorsunuz; buradan araçların geçmesi neredeyse imkânsız. Genellikle yaya, bisikletliler, motosikletler, hayvanlar geçiyor bu yoldan.

a6Sınır kapısında önce Hindistan yetkilileriyle işlerimi sorunsuzca hallettim, sıkıntı olmadı. Oradan Nepal kapısına geldim. Gerek Hindistan sınır kapısı ve binası, gerekse de Nepal sınır kapısı ve binası son derece ilkel ve bakımsız. Memurlar zayıf ve yetersiz. Nepal sınırından vize için gerekli işlemlerimi halledip, geçiş için sınırdan çıkıyordum ki, bir görevli kaskı kafama takmam gerektiğini hatırlattı. İşlemler sırasında çok uğraştığımdan kapılarda kaskı çıkarıp arka koltuğa kilitliyordum, sık, sık tak-çıkar muhabbeti olmasın diye. Fakat Nepal’de kasksız motora binmek yasakmış ve herkes buna uyuyor. Bu kask zorunluluğu çok hoşuma gitti. Sınırı saat 15.00 gibi geçmiştim. Nepal’de yol boyu gördüğüm manzaralar beni çok etkilemişti. Doğa harikaydı, insanlar sırnaşık değildi. Yollar genellikle güzeldi. Hindistan’dan sonra Nepal bana ödül gibi geldi. Sreepur civarında berbat bir otelde kalmaya karar verdim. Civarda başka da otel yoktu. Otele yerleştim, motorumu bir dükkânın içerisine koydum. Güvenli olsun diye. Yarın ki yolculuk için zinde olmalıyım. Yemeğimi yiyip yatıp uyudum.

29 Eylül

Sreepur – Butwal 360 km

“Yoldaşı asil düşünceler olan, asla yalnız değildir.”
Philip Sidney

Sabah yine her zamanki gibi erkenden kalkıp yola koyuldum. Yol son derece güzel ve keyifli idi. Nepal’da bisiklet kullanımı çok yaygın. Yollar cıvıl, cıvıl hareketli. Bir ara karşıdan gelen kamyonun arka tarafında kalan ve yolun sol tarafında oynayan iki çocuktan birinin kamyon geçer geçmez hemen arkasından aniden yola fırlamasıyla, benim ön ve arka freni sonuna kadar asılarak panik frenle son anda çocuğa yarım metre kala durabilmem ve o an
yaşadıklarımı anlatamam mümkün değil. Neyse ben ucuz atlatmıştım. Motorumu sağa çekip biraz dinlenip kendime geldikten sonra tekrar yola devam ettim. Hava bulutlu ve yağmur yağacak gibiydi ve beklenen oldu. Ufak, ufak yağmaya başlayan yağmur hızlanır endişesiyle yol üzerindeki bir otobüs durağının kenarına çekip biraz bekledim. Yağmur çok hafif yağıyordu ben de yeniden yola koyuldum. Fakat bu arada kasabada insanlar tentelerin, pazar
çadırlarının, otobüs duraklarının altında kümelenmiş bir şekilde bekleşiyorlardı. Önce pek bir anlam veremedim. Hani yağmurda bir hayli yavaşlamıştı. Kasabayı 5-10 km geçtikten sonra yağmur tekrar hızlandı ve inanılmaz bir şekilde şiddetlendi. Önümü görmekte zorlanıyordum. Yolun her iki tarafı ani ve yoğun yağan yağmurla adeta sele döndü. Eğer böyle devam ederse sonumun pek de iyi olmayacağını düşündüm. Hani çekinmedim de değil. Yol kenarında sığınacağım bir yer bulsam hemen motorumu çekecektim, fakat ormanlık bir alan. Neyse bir süre sonra yolun sağında yine üstü kapalı, yanları açık olan bir otobüs durağına denk geldim ve zar zor motorumu park edip sığındım. Burada benim gibi yolda kalan bölgenin insanları da motorlarıyla oraya sığınmışlardı. Her yer su içindeydi. O kasabadaki insanların neden kapalı yerlere sığındıklarını şimdi çok daha iyi anladım. Demek ki bu yağmurun
geleceğini tecrübelerinden dolayı biliyorlardı. Bu da bana ders oldu. Çevresel bakışım zayıftı ve gördüklerimi doğru okuyamamıştım. Yağmur hızını kaybedince tekrar yola koyuldum. Zaman, zaman yağan yağmurlarla Butwal’a geldim. Saat 17.00 olmuştu ve bir otel bulup yerleştim. Kıyafetlerim sırılsıklam olmuştu ve inanılmaz ağırlaşmıştı. Montumu ve pantolonumu çıkardım yüksek bir yere astım. Asmamla beraber sular şıp, şıp damlamaya başladı. Duşumu alıp aşağıya indim ve yemek yedim. Yağmur hâlâ devam ediyordu.

a7

30 Eylül

Butwal – Pokhara 200 km
“Adana’nın yolları taştan…”
Halk türküsü

Sabah Butwal’de kahvaltımı yapıp yola koyuldum. Pokhara buraya 200 km mesafedeydi. Yol çok fazla dönemeçli ve tırmanarak çıkıyordum. Yaklaşık 5 saatte Pokhara’ya vardım. Burada daha önceden Facebook’tan görüştüğüm Keshab isimli Nepalli bir arkadaş ile buluşacaktım. Kendisi Muğla’da üniversite okumuş ve bir Türk kadınla evliydi. Türkçeyi biliyordu. Keshab’la Pokhara’daki üniversitede buluştuk. Biraz sohbet ettikten sonra kendisiyle
beraber benim motorla balık yemek için bir yerlere gittik. Fakat yoğun yağmurlardan dolayı yollar berbattı. Zar zor bir yer buldu dere kenarında fakat orada da düzgün balık yok. Serçe parmağım uzunluğunda küçük balıklar vardı. Buraya kadar zahmetli yollardan gelmiştik, artık kader kısmet yiyelim dedik. Sıradan vasat bir yemek yemiş olduk. Oradan çıkıp Keshab’ın evine gittik, şirin bir gecekonduya benziyordu: Tam bir bekâr evi. Burada beraber
kalalım dedi ama ben teşekkür edip Pokhara merkezde bir otelde kalmak istediğimi söyledim. Ve tekrar merkeze döndük. 1200 Nepal Rupisi’ne iki oda tuttuk. Keshab’da burada kalmaya karar verdi. O saatten sonra evine dönmesi zordu. Otele yerleştikten sonra beraber bir Çin lokantasına gidip karnımızı doyurduk. Ben sokaktaki dükkânlardan birisinde makine örgülü iki adet t-shirt yaptırdım. Ve daha sonra otele dönüp yattım.

a19

1 Ekim

Pokhara

“Sevmediğin yol kalabalıkta bile ıssızdır“
R.Tagore

Keshab ile beraber kahvaltı yaptıktan sonra Fewa gölüne doğru yürüdük ve gölün ortasında bulunan Barahi Mandir Hindu tapınağına gitmek için kayıklardan birisine ücret ödeyerek şahane manzaralar eşliğinde tapınağa gittik: Burası oldukça fazla ziyaretçinin geldiği önemli bir tapınak. Ziyaretimizi yapıp fotoğraflar çektikten sonra kayıklarla geri döndük. Keshab ile burada ayrıldık. Kendisinin işleri vardı ve dönmesi gerekiyordu. Bende oraları biraz gezmeye çalıştım. Muhteşem bir karlı dağ manzarası ile karşılaştım, Annapurna dağı kendini göstermişti. Buradan, yani 884 metre yükseklikten, Annapurna, Manaslu, Dhaulagiri zirveleri yakın bir mesafeden izlenebilmekte. Fewa gölü üzerine düşen dağ yansımaları görülmeli mutlaka. Manzara muhteşemdi. Fotoğraf çekmeye çalıştım.
Pokhara’da gezilebilecek beş müze var. Gurkha Müzesi, Uluslararası Dağcılık Müzesi, Doğal Tarih Müzesi, Pokhara Bölge Müzesi, Tamu-Kohibo Müzesi. Son saydığım müzede bölgede yaşayan ilk insanların yaşamlarını anlatan bulgular ve eserler sergileniyor. Akşam olunca da tekrar otelime gidip dinlendim.

a7

2 Ekim

Pokhara – Katmandu – Nagarkot 250 km
“Seyahat ediniz, sıhhat bulursunuz.”
Hz Muhammed

Sabah erkenden kalkıp Katmandu’ya doğru hareket ettim. Yol yine kıvrıla, kıvrıla gidiyordu, firkete dönemeçler ve yukarıya doğru tırmanış. 200 km yolu yaklaşık 6-7 saatte aldım. Yol çok keskin dönemeçli. Yol boyunca sık, sık kusmuk torbalarını görürsünüz: İnsanların bu yollarda midesinin bulanmaması çok zor. Yine yol kenarlarındaki yerleşim yerlerinde kesilmiş hayvanların görüntüsü ayrı bir rezalet. Nepal’de de bizdeki kurban bayramı gibi hayvanları kesiyorlar. Hindu inanışında var olan bu kurban bayramı benim gezime denk gelmişti. Tesadüfe bakın ki aynı dönemde bizde de kurban bayramıydı. Yol kenarlarında kesilmiş hayvanlar ve parçalanmış etler, yine yanan ateşlerin üzerlerinde derisi soyulmamış ve içi temizlenmemiş hayvanları da sıklıkla görmek mümkün. Neyse bütün bu hayvan katliamını geçip Katmandu’ya geldim. Buradan 30 km uzaklıktaki Nagarkot’a gitmeye karar verdim.
Yola devam ederek Nagarkot’a yaklaştım. Son derece dar ve kıvrıla, kıvrıla bir yoldan çıkıyorsunuz yukarıya. Yaklaşık 2000 metre yükseklikte bulunan bu yerde gün doğumunun hemen ardından, biraz şanslıysanız sabah 07.00 gibi Himalayalar’ı ve küçücük de olsa bir ihtimal Everest’i görebilirsiniz: Bölge ormanlık ve manzara muhteşem. Akşama doğru Nagarkot’a vardım ve pazarlıklar yaparak 900 Nepal Rupisi’ne anlaştığım otele yerleştim. Yemeğimi yedikten sonra sabah 06.00’da kalkmak üzere yatıp uyudum. Rüya, Nirvana, tapınaklar ve dağlar…

DCIM100GOPRO 3 Ekim
Nagarkot – Katmandu 35 km
“Yolun ilerisini görmüyorsanız, dönemeçtesinizdir.”
Myrtle Reed

Sabah 06.00 da uyandım ve kaldığım odanın penceresinden görünen muhteşem gün doğumunu seyrettim. Fotoğraflar çektim ve hemen 2-3 kilometre yürüyerek Himalayalar’ın görüntüsünü çekmeye gittim. Karşıda görkemle yükselen karlı dağlar. Manzara harikaydı, bol, bol Himalayalar’ın fotoğrafını çektim. Daha sonra otele dönüp kahvaltımı yaptıktan sonra Katmandu’ya doğru yola çıktım. Daha önce rezervasyon yaptırdığım otele gidip duşumu aldıktan sonra dışarı çıkıp dolaştım. Bir adet hafif-küçük ve ince sırt çantası aldım. Türkiye’den Katmandu’ya gezmeye gelen arkadaşlarla kaldıkları otelde buluştuk. Biraz hasret giderdikten sonra Murat Karlıdağ arkadaşıma gelirken rakı getirmesi için sipariş vermiştim. O da sağ olsun getirmiş, akşamüzeri rakımızı içip bol,
bol sohbet ettik ve yarın tekrar buluşmak üzere ayrıldık. Rakı masası biraz da olsa memleket havası taşıdı gecemize. Ben de otelime gittim.

324 Ekim

Katmandu
“Hep yolcuyuz; böyle gelir, gideriz.”
Neşet Ertaş
Sabah arkadaşlarla tekrar buluşup beraber Katmandu’da tur yapmaya başladık. Önce Maymunlar tapınağını gezdik. Güzel bir yerdi. Thamel meydanı, Patan Müzesi, Narayanhiti Saray Müzesi, Bodhnath Stupası gibi önemli yerleri gezmeye çalıştık. Şehre özelliğini veren Durbar meydanlarını özellikle görmek gerek. Pashupatinath tapınağı ölü yakma evi diye biliniyor, zaman varsa görülmeli. Derken akşam oldu. Bu arada Katmandu’da birçok Türk gezginle karşılaştık. Benim üzerimdeki Beşiktaş Çarşı amblemli tişörtüm sayesinde birçok Türk arkadaşla tanışma fırsatı buldum. Otele döndüğümde Everest Dağı uçak gezisi için 95 Dolar’a bir rezervasyon yaptırdım. Yarın Everest’e uçuyorum.

58

 

5 Ekim
Katmandu – Everest Dağı 8848 metre
“Kendi Everest’inize tırmanın.”
Nasuh Mahruki

Sabah saat 05.00 de uyanıp lobiye indim. Fakat otel personeli uyuyordu. Onları uyandırdım ve dış kapıyı açmalarını söyledim. Otelin girişini kepenk ile kapatmışlardı. Neyse kapı açıldı ve biraz sonra tur yetkilisi geldi ve beraber havaalanına gidecek olan otobüse doğru yürüdük. Otobüse binip havaalanına gittik. Ben oradan check-in işlerimi hallettim, başladım beklemeye. Benim bineceğim uçağın saati 07.30 idi ama o sırada sanırım 07.00 uçağının gelemeyen yolcuları nedeniyle boşluk vardı ve beni eksik tamamlamak için 07.00 de kalkacak olan uçağa aldılar. Burada yarım saatlik erken gidiş çok önemliydi çünkü Everest’in üzeri kısa zamanda bulutlarla kaplanıyor ve siz bir şey göremiyorsunuz.07.00 uçağıyla havalandık ve Everest’e doğru uçuyorduk. Uçakta toplam 12 kişiydik. Everest’e doğru yaklaştıkça heyecan da üst seviyedeydi. Hava şartları çok iyiydi ve görüş açıktı. Kolay değil dünyanın çatısı
olarak bilinen Everest’in tepesine doğru çıkıyorduk. Manzara çok güzeldi. Himalayalar ayaklarımızın altındaydı ve çok görkemliydi. Sonra uzakta Everest görünmeye başladı, kalp atışlarım hızlanmaya ve bir taraftan hem go-pro ile hem de fotoğraf makinesiyle bol, bol görüntü alıyordum. Kaptan pilot yolcuları birer, birer yanına çağırıp fotoğraf çekmeleri için izin veriyordu. Sıra bana geldiğinde Everest’in tam yanındaydık, kaptan pilotun yanından ayrılmak
istemiyordum. Sürekli deklanşöre basıyordum. Manzara rüya gibiydi. Müthiş bir görsel şölene tanıklık ediyordum. Sonra ben yerime geçtim. Bulunduğum pencerenin camı çiziklerle dolu ve berbattı. Düzgün kareler çekemiyordum. Sonra pilot bir tur daha bizleri çağırdı. Teker, teker gidip pilotun kabininden fotoğraflar çektik. Kısa süren ama unutulmaz anlar yaşatan Everest gezisi sona erdi. Uçak tekrar piste indi ve bu hayal dünyasından uyanıp otele doğru
yol aldık. Nepal’de bu kadar uzun zaman geçirmemin asıl nedeni Nepal’in kurban bayramı dolayısıyla yaklaşık 10 günlük resmi tatil olmasıydı. Nepal’deki Myanmar Konsolosluğu’ndan vizemi alacaktım fakat tatilin bitmesini beklemek zorundaydım. Otele geldikten sonra tekrar yatıp uyudum. Daha sonra İstanbul’dan gelen motosiklet tutkunu bir çift ile 7 Ekim sabah kahvaltıda randevulaştık. Ertesi sabah Katmandu’ya 80-90 km uzaklıktaki nehirde rafting yapmak için otelin turuyla anlaştım.

64

6 Ekim
Katmandu Rafting Turu
“Bazen sadece geri dönebilmek için gidilir.”
Anonim

Sabah 06.00 da rafting yapmak için kalkıp hazırlandım.07.30 da yolculuk başladı. 80 km kadar gittikten sonra otobüsümüz durdu ve rafting yapacağımız yere gitmek için tur firmasının buluşma ofisinde biraz bekledikten sonra nehre doğru yürüyüşe geçtik. Nehir kenarında gruplara ayrılıp rafting konusunda referans ve uyarılardan sonra (bu konuşmalardan ben hiçbir şey anlamadım) botlara binip raftinge başladık. Suyun debisi çok fazla değildi.
Normal bir nehir turu yapıyorduk. Ara sıra heyecan artıyordu ama beklentilerimin altındaydı bu rafting turu. Yinede fena değildi. Tur bitti ve kıyıya çıktık. Dönüş için araç yoktu. Yoldan geçen otobüslerde doluydu. Bir ara bana otobüsün üzerinde gitmem için teklifte bulundular, ben de şiddetle reddettim. Nedeni ise rafting turuna ben 60 Dolar vermiştim. Buradaki tura katılanlardan öğrendiğim 30 Dolar’a turu satın almışlar. Yani benden 30 Dolar
fazla almışlar hem 30 Dolar fazla verip, yani kazıklanıp hem de otobüsün üstünde açıkta yolculuk yapmak istemedim. Aslında otobüsün üzerinde yolculuktan çok da keyif alırdım. Tur ile anlaşmamız otelden alıp tekrar otele bırakacaklardı. Böyle olmadı. Neyse sonuçta bir otobüs bulundu ve ben bu otobüse binerek dolana, dolana Katmandu’ya akşam vardım. Otele gelince ilk işim Keshab’dan tercümanlık yapmasını istedim. Neden benden 30
Dolar fazla alındığını ve otele bırakılmamam konusunda müdür ile konuşmasını sağladım. Görüşme sonucunda bana 13 dolar civarı bir ücreti geri ödediler. Bugün de böyle geçti.

39

7 Ekim
Katmandu Myanmar Vize İşlemleri.
“Gezgin bir yere varmak için değil, görmek için gezer.”
Goethe

Sabah erkenden kalkıp Türkiye’den Nepal’e gezmeye gelen (Nepal’e uçak ile gelmişler) motosikletli gezgin Çağrı kardeşim ile sabah kahvaltısını yapmak için kaldığı otelde biraz zor da olsa buluştuk. Beraber kahvaltı yaptık. Eşi ile gezmeye gelmişlerdi. Kahvaltı sonrası ben Myanmar Konsolosluğu’na vize için gitmek üzere ayrıldım. Bir taksi ile anlaşıp konsolosluğa gittim. Evraklarımı verdim ve beklemeye başladım. Bana cevaben bugün bilgilerimi Myanmar ile teyit edeceklerini ve onaylanırsa vizeyi 9 Ekim’de verebileceklerini söylediler. 8 Ekim’in Myanmar’ın resmi
tatili olduğu ve 9 Ekim’de vizenin verilebileceği gerçeği beni bir hayli gerdi. Kendilerine rica minnet edip bugün bu işimi halletmem gerektiğini anlatmaya çalıştım. Fakat kapı duvar. Konsoloslukla benim irtibatı kuran görevliye ricalarda bulundum, 20 Dolar olan vize ücreti için 50 Dolar verdim ve üstü kalsın demiştim. Bu sanırım biraz cazip geldi görevliye ve benim vize işim biraz hızlandı. Saat 15.00 gibi vize işimin hallolacağını ve o saatte gelmemi söylediler. Ben de dışarı çıkmadan konsoloslukta bekledim. Ne olur ne olmaz dedim ve sonuçta vizemi alıp tekrar Katmandu merkeze geldim. Otelime döndüm. Katmandu’da bulunan iki bisikletli gezgin İbrahim ve Olcay ile bir kafede buluşmak üzere randevulaştık. Yaklaşık bir saat sonra 17.30 gibi randevulaştığımız kafede bir araya geldik. İbrahim Yılmaz, Olcay Güzel isimli bisikletli gezgin arkadaşlar ve bir de İbrahim’in kız kardeşi ile beraber oturup hasret giderdikten sonra, sabah kahvaltıda beraber olduğumuz Çağrı Nakipoğlu’nu telefon ile arayarak, akşam
yemeğini hep birlikte yiyelim, diye teklifte bulundum. O da buna çok sevindi, randevulaştık. Toplam sekiz kişi olmuştuk ve güzel bir restoranda hep beraber yol öykülerinin bolca anlatıldığı keyifli ve güzel bir akşam yemeği yedik. Hesapları Çağrı kardeşimiz ödedi. Ona da ayrıca teşekkür ederiz. Katmandu’da bilinen en eski yerleşimin M.Ö. 100 yılı civarı olduğu söylenir. Kenti görünce benim aklıma Nasuh Mahruki’nin dağcılığı ve Zeynep Oral’ın kitabı “Katmandu’dan Meksika”ya geldi. Yemek sonrası herkes oteline döndü. Yarın Nepal’den çıkıp Hindistan’a tekrar giriş yapacağım.

36

8 Ekim
Katmandu – Birgunj Sınır Kapısı 270 km
“Yolculuk tutuculuğu yok eder.”
Anonim

Sabah erkenden kalkıp önce Hetauda’ya oradan da Birgunj sınır kapısına gidecektim. Yolda Hetauda’yı sordum, fakat bana yanlış yol tarif etmişler ya da ben yanlış anladım; Chitvan’a doğru gitmişim. 125 km’lik yolu 270 km ye çıkarmışım. 150 km fazladan yol yapmışım. Saat 17.00 gibi Birgunj sınır kapısına geldim. Sınır kapısı felaket bir yer. Toz toprak, korkunç kalabalık. At arabası, öküz arabası, her türlü motosiklet taşıyıcılığı, eski ve hurda araç
geçişleri. Yol toprak ve bozuk, insan trafiği yoğun.Bu kapı,Hindistan Nepal ticaret kapısı imiş. Zor bela -gümrük binası demeye bin şahit lazım- ilkel ve döküntü bir binada evrakların darmadağınık olduğu yerde işlemlerimi yapmaya çalıştım. Bilgisayar yok. Her şey el yazısıyla yapılıyor. Motor çıkışımı hallettikten sonra kan ter
içinde pasaport çıkış işlerimi de hallettim ve Hindistan kapısına geldim. Gümrük işlerimi halletmek için içeriye girdim, evraklarımı verdim fakat gümrük yetkilisi genç adam benim bu kapıdan çıkamayacağımı, pasaportta Hindistan vizesinde yazılan kapıdan çıkmam gerektiğini söyledi. Yani bu kapıdan benim çıkmam yasakmış. Ne yaptıysam kabul etmedi. Kaldım ortada. Peki, ne yapacağım ben dedim adama, o da geri Nepal’e dönüyorsun dedi.
Düşünsenize, adamın dediği kapıdan çıkmam demek, toplam 500 km daha ekstradan yol yapmam anlamına geliyor. Birde giriş yaptığım Nepal kapısından tekrar giriş iptali yaptırıp gerisin geriye döneceğim. Döndüm Nepal gümrüğüne… Pasaport çıkışımı tekrar iptal ettirip, motosiklet girişini de iptal ettireceğim. Girdim kapıdan ve anlatmaya çalıştım fakat adam ben bunu tekrar iptal edemem demez mi? Yani sen çıkmışsın tekrar giriş iptali olmaz
yapamam diyor. Haydiiii, zaten akşam olmuş, karanlık çökmüş ve ben ortada kalmışım. Sonra üst düzey yetkililerin kaldığı eve gittik, hepsi lojmanlarında dinleniyorlardı. Bütün gümrük yetkilileri ayaklandı, nasıl olacak diye. Fakat bir türlü çözüm bulamadılar. Araya Keshab arkadaşımı koyup bana tercüman olmasını istedim. O da çözemedi. Israrla bana Hindistan sınırından geçebileceğimi ve Hintli görevlinin geçirtmemekle yanlış yaptığını anlatıyorlardı.
Kendileri de çıkış iptalini yapamayacaklarını, hatta pasaporttaki Nepalli görevlinin çıkış iptali yapmasının ve bunu pasaporta yazmasının çok yanlış olduğunu, yanlış yaptığını söylüyorlardı. Keshab’ın tercümanlığı ile anlıyordum bunu. Evet, ne Hindistan’a gidebiliyordum ne de Nepal’e… Keshab’ın da uğraşmasıyla beni Birgunj’da bir otele yerleştirdiler. Keshab,“Ben sabah oraya geliyorum, çözmeye çalışalım” dedi. Her yerim toz toprak, nem ve sıcaktan ter içindeydim. Otele yerleştim. Yemeğimi yedim, duşumu alıp uyudum. O ter ve sıcak sonrası çok dinlendirici geldi duş ve uyku.

7

Leave a Comment