Güney Asya Turu Gezi Notları – 11 : Vietnam

Home » Güney Asya Turu Gezi Notları – 11 : Vietnam » Asya Turu » Güney Asya Turu Gezi Notları – 11 : Vietnam

6 Kasım
Si̇hanoukvi̇l – Krong Kampot – Prek Check – Vi̇etnam Sınır

Kapısı Ha Ti̇en – Ho Chi̇
“Yolculukla geçen her gün, insanı bilgiye biraz daha yaklaştırır.”
Vietnam atasözü

Vietnam’a gitmeden önce motorumu Sakıp kardeşimin evinin altında bulunan kapalı otoparka bıraktım. Ve Vietnam’a giderken gerekebilecek birkaç parça eşyamı yanıma alarak evinden ayrıldım. Sakıp ile beraber iş yerine gittik. Ben kendisine üzerimde bulunan fazla parayı da teslim ederek hafiflemiş bir şekilde yola çıkmaya hazırdım. 6 Kasım sabahı Sakıp’ın işyerinden kalkan minibüsle Vietnam yolculuğum başladı. Sihanoukvil’den Vietnam Ho Chi
Minh şehrine transferler dâhil 30 dolara anlaştım. Minibüs önce Krong Kampot’a geldi ve burada yolcu transferleri ile birlikte araç değişikliği yaptık. Sonra tekrar yola çıkıp çok güzel yerlerden geçerek Prek Check’teki Kamboçya sınır kapısına geldik.Minibüsten inerek rehber eşliğinde Kamboçya sınır kapısından çıkış işlerimiz halledildi. Ardından Vietnam Ha Tien sınır kapısına geldik ve orada da rehber pasaport geçiş işlemleri için yardımcı oldu. Benim dışımda herkesin geçiş işleri halloldu. Benim pasaport ve vize tarihleri inceleniyordu. Bir de daha önce motor ile geçişim
sırasında pasaportuma çıkış kaşesi vurulmuş ve daha sonra iptal edilmişti, sanırım bunlardan dolayı kapıda epey sıkıntı yaşadım. Görevli telefon görüşmeleri yaptıktan sonra benden matbu bir formu doldurmamı istedi. İngilizcem olmadığından rehbere rica etti ve kendisi benim yerime doldurdu. Bu işlemlerden sonra benimde işim halloldu ve artık o çok istediğim Vietnam topraklarına ikinci kez ama bu kez sorunsuz ayak basmıştım. Sınır çıkışında bekleyen Toyota jipe binerek otobüs terminaline doğru hareket ettik. Otobüs terminaline geldiğimizde bindiğimiz araçtan tekrar inip bu sefer Ho Chi Minh’e gidecek olan otobüse bindik. Otobüs alışılmışların aksine içinde iki katlı ve yarım
yatak/ranza şeklinde tasarımlanmış. Benim numaram üst ranzaydı ve çıktım üst kata. Ayaklarınızı yarım uzatabiliyorsunuz. Tabii tavana çok yakınsınız. Çok rahat ve konforlu olduğunu söyleyemem. Otobüsümüz hareket ettikten bir saat sonra telefonuma bakmak istedim ama her yeri aramama rağmen maalesef telefonumu bulamadım. Şoföre ve muavine, telefonumun kaybolduğunu, çok yüksek bir ihtimalle aktarma yaptığımız Toyota jipte düşürdüğümü; ön koltukta oturduğumu ve bulunması için bana yardımcı olmasını söyledim. Tabii bütün bunları nasıl söyledim siz tahmin edin. Tamamına yakını işaretlerle anlattım: Tam bir pantomim. Adamda sağ olsun hemen otogarı ve firmasını arayıp durumu bildirdi. Bir süre sonra tekrar telefonla muavin arandı ve telefonumun bulunduğunu, güvenli ellerde olduğunu ancak yarın sabah 09.00’da Ho Chi Minh’deki otobüs firmasının ofisinden
alabileceğimi söyleyince çok ama çok rahatladım. Bütün bilgilerim o telefonda kayıtlıydı. Muavine de bir beş dolar bahşiş verdim. Ho Chi Minh şehrine akşam saat 10.30 gibi varmıştık. Daha önceden rezervasyonumu yaptırdığım otele gitmek için bir taksiyle anlaştım ve yaklaşık 15 dolara otele gittim. Ho Chi Minh’de daha önceden booking’den 18 dolara rezervasyon yaptırdığım Comfort Star Hotel otobüs garajına bir hayli uzaktı. Yolda verdiği molalarda yemeğimi yediğimden hemen odama çıkıp yatıp uyudum. Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti, Güneydoğu Asya’da, Çinhindi Yarımadası’nın doğusunu kaplayan bir ülke. Uzun dar bir kara parçası üzerinde yer alan Vietnam, önce Kuzey Vietnam ve Güney Vietnam olarak iki ayrı cumhuriyete bölünmüşse de, 1976’da Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti olarak birleşmiş: Vietnam dağlık bir ülke. Song-Koi ve Mekong deltaları önemli alçak düzlükleri.
Kıyı ovaları doğuda yer alıyor. Geri kalan toprakların büyük bir bölümünü ormanlık, dağlık bölgeler. Başlıca ürünleri pirinç, manyok, koca darı, mısır, kahve, çay, kauçuk, el işleri. Önemli kentleri Ho Chi Mingh, Hanoi, Haifong. Eğitim 12 yaşına kadar parasız ve zorunlu. Kuzey Vietnam ile Güney Vietnam 1976’da tek ülke olarak birleşmiş olsa da yıllarca süren savaş ve bombardıman sonucu büyük bir yıkıma uğradığı kalan izlerden belli oluyor…

nn1 7 Kasım
Ho Chi̇ Mi̇n
“Meyvesini yerken, ağacını diken insanı düşün.”
Vietnam atasözü

Vietnam tarihi, ulusal kurtuluş savaşı veren birçok ülkeye ilham kaynağıdır. Son yüzyılda Fransa, Japonya ve Amerika’ya karşı verdikleri kurtuluş savaşının galibi hep Vietnam olmuştur. Son olarak Amerikan işgaline karşı en ilkel araç-gereç ve yöntemlerle verdikleri onurlu mücadele ve kazandıkları zafer ile tüm dünyanın saygınlığını kazanmıştır. Vietnam tarihinde efsane isim olan, anlamı aydınlatan olan Ho Chi Minh, ya da Vietnam halkının
deyimiyle Ho Amca’nın adının verildiği bu güzel kenti gezmek için sokağa çıktım. Ho Chi Minh şehrinin en önemli yeri olan Cu Chi’deki Yeraltı Tünelleri ilk durağım olacaktı. Önce nasıl gidileceğini öğrenmeye çalıştım. Aldığım bilgiler Ho Chi Minh’den yaklaşık 70 km uzakta olan Cu Chi’ye en uygun ve ekonomik gidişin belediye otobüsü
ile olacağını gösteriyordu. Ben de öyle yaptım ve bindim otobüse, doğru Cu Chi’ye gittim. Yol boyunca oturduğum koltuktan çevreyi seyretmeye çalıştım. Ufak tefek, kısacık boyları ve atletik vücutlarıyla son derece hareketli insanların gururlu ve saygılı bakışları hemen dikkatimi çekmişti. Kadınları oldukça bakımlı ve kendinden emin bir duruş sergiliyordu. Yani bu insanlara baktığınızda bir cıvıklık ya da sırnaşıklık göremiyorsunuz. Cu Chi’ye geldiğimde 12 km uzaklıktaki tünele gitmek için bir motosikletle pazarlık yapıp gidiş-dönüş 7 dolara anlaştım. Ve bindim motosikletin arkasına, taktım kaskımı ve meşhur tünellere doğru dolana, dolana gittik. Tünelin kapısının önünde motosiklet park etti ve ben de kapıdan biletimi alıp içeriye doğru yöneldim. Önce fotoğraf makinemi çıkardım ve başladım çekim yapmaya. Fakat aksilik bu ya, fotoğraf makinemin şarjı bitti. Yalnızca bir kare çekebilmiştim. Bu
durum beni çok ama çok gerdi ve sinirlendirdi. Bu kadar önemli bir yeri yüksek çözünürlüklü bir makineyle resmedemeyecektim. Zaten cep telefonumun fotoğraf çekme kısmında bir sorun vardı ve fotoğraf çekemiyordum. Elimde sadece go-pro vardı ve onunla yetinecektim. Neyse başladım tünelleri gezmeye, bu bölgede yaklaşık 250 km yeraltı tünelleri var. Özellikle Amerikan işgaline karşı verdikleri mücadelede Vietnamlı direnişçiler için bu tünellerin çok önemli bir yeri var. Tünellerin içerisi, gerilla birliklerinin hemen her türlü ihtiyacına cevap verebilecek donanımlara sahip. İçlerinde, mutfaklar, yemekhaneler, koğuşlar, sağlık hizmetleri, cephanelikler, tamir ve bakım atölyeleri, kumaş, tekstil, ayakkabı bakım ve imalathaneleri. Tüneller son derece dar ve küçük. Vietnamlılar da ufak tefek olduklarından bu tünellerde çok rahat hareket edebiliyorlar. Ama bizim gibi iri insanların o tünellere sığması
imkânsız. Adamlar kendilerine göre yapmışlar! 

nn2

Bölgeyi gezerken zaman, zaman ziyaretçilere gösterilen ve Vietnamlı direnişçilerin yaptığı birbirinden ilginç bubi tuzaklarını da yakından görme fırsatım oldu. Bu tarihi yeraltı müzesinin
etrafında gezinirken arada bir kulağıma gelen silah seslerine önce bir anlam verememiştim. Bir ara yakınlarda askeri bir yer var ve atış talimi yapılıyor galiba diye düşünmüştüm. Fakat daha sonra gördüm ki bu müzenin içerisinde bulunan bir atış poligonu. Hadi dedim kendi kendime, bende hazır gelmişken bir atış yapayım. AK 47 silahı ile 10 mermi atmak için biraz yüksek ödeme yaptım. Atış için hazırlıklarım tamam. Gez-göz-arpacık derken 50 metrelik hedefe nişan alıp tetiği çektim. Tık, tetik boşa düştü, yanımda bulunan atış yetkilisi mermiyi hazneye sürmeyi unuttuğundan ilk tetik çekişim boşlukta kaldı. Tekrar mermiyi hazneye sürüp gez, göz, arpacık, hedefe odaklanma ve ateş. Hedefe peş peşe yaptığım atışların sonucu şaşırtıcı derecede iyiydi. Buradaki havaya bu atış poligonu uyumluydu. Burası ormanlık  bir alan ve bambu ağaçlarının arasında mistik bir hava içerisinde gizemli bir görüntüye sahip. Vietnam-ABD savaşının atmosferini yaşayabiliyordunuz. Tünellerin gizemi ve bölgenin doğal hali beni
çok etkiledi. Saat 15.00 gibi gezimi bitirip tekrar beni bekleyen motosikletçi vatandaşın yanına gidip motora atlayıp otogara doğru hareket ettik. Otogarda motordan indiğimde önce para bozduracak bir yer aradım. Sonunda bir banka buldum ve 350 dolar para bozdurdum. Tekrar otogara gelip Cu Chi’den Ho Chi Minh’e doğru gitmek için otobüse bindim. Ho Chi Minh şehrinde biraz dolaştıktan sonra yemeğimi yiyip otelime gittim.

nn3

8 Kasım
Ho Chi̇ Mi̇n
“Önyargı, tutuculuk ve dar görüşlülüğün en iyi tedavisi
yolculuktur.”
Mark Twain

Sabah kaldığım otelden çıkışımı yaptırıp Ho Chi Minh şehrini dolaşmaya başladım. Daha önceden Fransız sömürgesi olan Vietnam’da, Fransız mimarisinin etkilerini görmek mümkün. Notre-Dame Bazilikası Ho Chi Minh şehrinin önemli yapılarından birisi. 1877 yılında Marsilya’dan getirtilen tuğlalarla inşa edilen bu kilise Vietnam’ın Fransız sömürgesi olduğu dönemde yapılmış. Kilisenin çevresi oldukça geniş caddeleri ve parkları ile dikkati çekiyor. Özellikle yeni evlenen çiftler gelinlik ve damatlıklarla Notre-Dame Bazilikasının hemen yanında kilise manzaralı
cadde kenarında bolca fotoğraf çektiriyorlar. Ben de bunlardan bazılarıyla hatıra fotoğrafları çekildim. Vakit çok da geç olmadan öğle saatlerinde Hanoi’ye gitmek için havaalanının yolunu tuttum. Havaalanına vardığımda Hanoi’ye giden uçaklardan kendime bilet almaya çalıştım fakat bilet fiyatları çok uçuktu. En uygun uçak bileti bir gün sonra sabah 06.00’daydı. Bende bir gün sonrasına biletimi aldım. Ve havaalanının hemen yanında uygun fiyata bir
otel buldum. Otel havaalanından yürüyerek 15 dakika mesafedeydi. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim,zaman zaman booking veya Agoda’dan uygun otellerin adreslerini alıp direkt otele gidiyordum ve booking’in fiyatından aşağıya kalmak için pazarlık yapıyordum. Ne de olsa aracı firmalara komisyon ödüyorlardı ben de aracıyı kaldırıp fiyatı biraz daha aşağı çekmeye çalışıyordum. Bu yöntem bazen işe yarıyordu, bazen de aracı firmaların fiyatları
çok daha ucuza geliyordu. Ben de hangisi uygun oluyorsa o fiyata kalıyordum. Havaalanının yakınındaki oteli de bu şekilde ayarladım ve geceyi burada geçireceğim. Otele yerleştikten sonra dışarı çıkıp karnımı doyuracak bir yerler
aradım. Bahçeli açık güzel bir restoranda deniz ürünleriyle karnımı doyurduktan sonra otele gidip erkenden uyudum. Yarın 06.00 uçağına yetişmem için 04.30’da kalkmam gerekiyor.

nn6

9 Kasım
Ho Chi̇ Mi̇nh – Hanoi
“Dünyanın yuvarlak olduğunu bilmek ve bir ayağı
yolda olmak hoşuma gidiyor.”
Cesar Pavase

Sabah 04.30’da uyanıp kalktıktan sonra hemen bir taksiye atlayıp havaalanına gittim. Check-in işlemlerimi hallettikten sonra uçağa binip yerime oturdum. Uçak tam zamanında havalandı ve yaklaşık 2 saat sonra Hanoi havaalanındaydım. Uçaktan indiğimde havanın bir hayli soğuk olduğunu anladım. Ho Chi Minh şehrine göre
Hanoi bayağı soğuktu ve benim üzerimde ince bir pantolon, tişört ve ince bir spor ayakkabı vardı. Bu arada bir yandan da yağmur yağıyordu. Yağan yağmurda havayı bir hayli serinletmişti. Havaalanından bir otobüse binip şehrin yolunu tuttum. Son durakta otobüsten inip hemen kendime bir polar veya yağmurluk bakındım ama gerek fiyatı gerekse de modelleri beğenmediğimden başka yerlere bakmaya karar verdim. Hafif yağmurda biraz
yürüdükten sonra karşıma bir dönerci çıktı. Hemen dönerciyle yakınlık kurmaya çalıştım ama adam Vietnamlı ve dil konusunda anlaşamıyorum. Neyse adama kıyafet alabileceğim bir yer var mı diye sordum o da bana bir yer tarif etti, oraya da bir motosiklet taksiyle gittim. Ülkede 33 milyon motosiklet olduğunu bunun 4 milyonunun da Hanoi’de olduğunu okumuştum bir yerde. Sıradan bir AVM görüntüsündeki bu yerde kendime Adidas mağazasından 50 dolara ince ve az yer kaplayan güzel bir yağmurluk aldım. Yemek yedim ve booking’den 23 dolara rezervasyon yaptığım Icon 36 Hotel’e gelip yerleştim. Otel gayet güzel ve bakımlıydı. Duşumu aldıktan sonra resepsiyona indim.
Burada booking yetkilisi tur operatörleri vardı ve kendilerinden Halong Körfezi gezisi için bilgiler aldım. Görevliler aynı zamanda tur satıyorlardı. Ben de 2 gece 3 gün her şey dâhil 240 dolara bir Halong Körfezi turu satın aldım. Ertesi sabah olacak tur için kayıt işlemlerimi ve ödemelerimi yaptım. İlk önce Vietnam’ın Atatürk’ü sayılan Ho Chi Minh’in yani Ho Amca’nın mezarını ziyaret etmeyi düşünüyordum. Bir tuktuk’a binip doğru Ho Amca’nın mozolesini ziyarete gittim. Bu ziyaretten çok etkilendiğimi söylemeliyim. Ho Amca’nın mozolesinin etrafı yoğun turist ve Vietnamlı öğrencilerle doluydu. Ardından Ho amcanın müzesine gittim fakat saat 17.00’den sonra kapandığından bugün ziyaretim gerçekleşmedi. Biraz etrafı gezindim, çok nefis bir akşam yemeği yedim. Yemek yediğim yer ilginçti. Önce tezgâhta hazırlanmış ve porsiyonlar halinde ayrılmış deniz ürünlerinden kaç adet istiyorsanız sipariş
veriyorsunuz ve yerinize oturuyorsunuz. Sokakta kaldırıma serpiştirilmiş olan plastik tabureler, ortada yuvarlak sini şeklinde alçak masa. Siparişiniz müşteri yoğunluğuna göre kısa zamanda, bir küçük mangal ve malzemelerin konulduğu tabak ile birlikte servis ediliyor. Yiyecekler kendi keyfinize göre kendi ellerinizle pişirilip yenmeye hazır: Çok sıcak ve samimi bir ortam. Hem ucuz, hem taze, hem de lezzetli. Yani bizdeki kendin pişir, kendin ye
tarzında halka açık sokak lokantaları. Bu keyifli yemekten sonra otele döndüm. Artık çok istediğim Halong Körfezini görmek için sabırsızlanıyordum.

nn9

10 Kasım
Hanoi̇ – Halong Körfez
“Halong körfezi, sisli ama öyle de güzel”
Berrin Yılmaz

Sabah saat 09.00’da,tur minibüsüne binerek 170 kilometre uzaklıkta olan Halong’a doğru hareket ettik. Yolculuk sırasında tur minibüsü mermer heykellerin yapıldığı bir alışveriş merkezinde mola verdi. Birbirinden güzel mermer kayalardan işlenerek yapılmış harika heykeller ve figürlerin sunulduğu sergi muhteşemdi. Molanın ardından Halong’a doğru yolculuğumuz devam etti.

n28Ve işte karşımızda Halong Körfezi. Tamamen turizm amaçlı, birbirinden güzel tur tekneleri yeni müşterilerini bekliyordu. Halong Körfezi binlerce kaya parçasından oluşan ve yaklaşık 800 tanesi UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde olan eşsiz bir yer. Halong “inen ejderha” anlamına geliyormuş.
Minibüsten inip, tur teknesine götürmek için bizi bekleyen küçük teknelerle kalacağımız tur teknemize geçişimizi tamamladık. Yelkenli tur teknemizde benimle beraber başka misafirlerde vardı. Herkes gibi ben de kamarama yerleşip, teknenin yemek yenilen lobi kısmına çıkıp yeni misafirlerle merhabalaştım. Personelin bize sunduğu yemek ikramıyla beraber teknemiz ufak, ufak yol almaya başladı. Halong Körfezi’nden hareket ettikten sonra gördüğüm
manzara inanılmaz güzellikteydi. Denizin içinden çıkan volkanik kaya parçaları, küçük adacıklar ve bu adacıkların içerisinde yetişen yemyeşil ağaç görüntüleri manzarayı mükemmel kılıyordu. Teknemizde Fransız turist ağırlıktaydı.
Büyük bir adacığa doğru yol alan teknemiz bu adacığa yanaşıp demir attı. Ve bize bir saat kadar gezme süresi verdiler. Burada bizim tekneden başka birçok tur teknesi vardı. Belli ki bu adacıkta önemli bir şeyler vardı. Tur rehberimiz önden gidip biletlerimizi aldı ve turnikelerden geçip merdivenlerden yukarıya doğru tırmanmaya başladık. Merdivenleri tırmandıktan sonra karşımıza çıkan mağaranın girişi çok sıradan geldi bana. Mağaranın içinde ilerledikçe gördüğüm manzara inanılmaz güzellikteydi, adeta büyülenmiştim. Mağaranın içi binlerce metrekare büyüklükteydi ve kireç taşlarının oluşturduğu sarkıt ve dikitlerin görüntüleri, bunların renk farklılıkları, ışıklarla tam bir esrarengiz görüntü sunuyordu. Bol, bol fotoğraf ve video çektim. Bu görkemli mağaranın adı Sung
Sot. Fransızlar tarafından keşfedildiği ve isminin de Fransızlar tarafından verildiği söyleniyor. Mağaranın çıkışındaki yükseklikten Halong Körfezi’nin manzarası da ayrı bir güzellikti. Bu gezintiden sonra teknemize döndük ve körfez gezimize devam ettik. Körfezin her yeri ayrı bir sürpriz ve ayrı bir güzellik sunuyor ziyaretçilere. Sırada bir başka ada vardı. Demirledikten sonra adaya çıkıp tepeye doğru yürüyüşe geçtik. Çok dik bir tepeydi ve çıkarken bir
hayli zorlandık. Fakat tepeye vardığımızda görüntüler anlatamayacağım kadar güzeldi. Devamlı fotoğraf çekiyordum. Ardından tekrar teknemize dönüp turumuza devam ettik. Bu arada hava da artık kararmaya başlamıştı ki, teknemiz gece için körfezin orta yerinde bir yerde demirledi. Bütün bu körfez gezintisini teknenin üst katındaki seyir terasında, etrafı seyrederek yapıyorduk. Yemek hazırlıkları yapılıyordu. Masalar hazırlandı, yemekler yavaş, yavaş gelmeye başladı. Aşçının maharetli ellerinden çıkan birbirinden güzel ve lezzetli deniz ürünleri ve iştah açıcı sunumu, yeme
konusunda gerçekten kışkırtıcıydı. Toplam sayımız 12 kişiydi ve çoğunluğu Fransız vatandaşıydı. Bu güzel yemeklerimizi keyifle yedikten sonra, balık tutma merakı olanlar güvertede bambu kamışlarından yapılmış oltalarla şanslarını denemeye başladı. Halong Körfezi’nin akşam manzarası da muhteşemdi. Etrafta bizim gibi tur tekneleri demir atmış akşamın tadını çıkarıyorlardı. İnsanın bu cennet köşeden hiç ayrılası gelmiyordu. Vakit biraz geç
olunca kamarama geçip uyumaya çalıştım.

n22

 

11 Kasım
Halong Körfezi
“Yolculuk, her zaman düşündüm onu.”
Necip Fazıl

Sabah kahvaltısını topluca yaptıktan sonra teknemiz yine gezintiye devam etti. Bizlerde teknenin güvertesinde etrafımızdaki güzellikleri seyredip fotoğraf ve videolar çekiyorduk. Bir ara teknemizin yanaştığı bir yerde teknelerden inip kanolara bindik. Kanolarla rehber eşliğinde bazı adacıkların altında bulunan daracık mağaralardan girip başka yerlere çıkıyorduk. Bu mağaralardan geçişimiz ve karşımıza çıkan doğal güzellikleri yazılarla anlatabilmem mümkün
değil. Her mağara girişimizden sonra karşımıza çıkan manzaralar bize küçük dilimizi yutturacak kadar şaşırtıcı ve olağanüstüydü. Halong Körfezi’nin her köşesi ayrı bir güzellik ve şaşırtıcı sürprizler sunuyordu bizlere. İstiridye çiftliklerinde, inci kolyelerin nasıl yapıldığını izleme fırsatını da bulduk. Akşam olduğunda yine teknemiz bir yere demirledi. Aşçının hünerini gösterdiği yemek şöleninin ardından güvertede akşam manzarasını seyrederek
biranın keyfini çıkarıyorduk. Bugün de unutulmaz izler bırakarak geçmişti.

nn64

12 Kasım
Halong Körfezi- Hanoi
“Her nerede değilsem, orada iyi olacakmışım gibi
geliyor.”
Baudalaire

Artık gezinin sonuna gelmiştik. Sabah teknede kahvaltımızı yaptıktan sonra teknemiz limana doğru hareket etmeye başlamıştı. İhtişamlı ve egzotik adacıkların arasından geçerek limana yanaşmaya başladık. Teknemizle vedalaşıp bizi bekleyen tur minibüsüne binerek tekrar Hanoi’ye doğru yolculuğa geçtik. Booking’ten yeni bir otel rezervasyonu yapmıştım. Hanoi’ye geldiğimizde saat 16.00 olmuştu. Rising Dragon Oteline 16 dolar ödeyerek girişimi yaptım. Odama yerleştikten sonra dışarıya çıkıp biraz dolaştım. Bu arada saçımın biraz uzadığını fark ettim ve berbere gidip saçımı kestirmek istedim. Girdiğim berber dükkânında genç bir eleman vardı, kendisine işaretlerle saçımı kısaltmak istediğimi söyleyerek koltuğa oturdum. Adam başladı saçımı kesmeye. Bir ara aynada sağ kulak üstümün eşek tıraşı gibi kel kör olduğunu fark ettim ve hemen tepki gösterdim. Adamda pardon sör diyerek mahcubiyetini ifade etmeye çalıştı ama artık çok belirgin bir şekil bozukluğu olmuştu ve düzeltilme şansıda yoktu. Yapacak bir şey olmadığından durumu kabullendim. Ama sağ taraftan görüntü hiç de hoş değildi ve çok belirgindi. Berberde işimi bitirdikten sonra dışarıda bir şeyler yedim ve otelime döndüm. Hanoi, Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti. 1954-1976 yılları arasında Kuzey Vietnam’ın başkenti olan Hanoi’nin nüfusu 7 milyona yakın. Uzun yıllar Fransız sömürge yönetiminin de merkezi olan Hanoi, II. Dünya Savaşı’nda Japonya tarafından işgal edilmiş. Şehir 2 Temmuz 1976’da Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti olmuş.

n99 (2)
13 Kasım
Hanoi – Kamboçya Siereap
“Rüzgârın nasıl estiği fark etmez.
Farkı yelkenleri nasıl açtığınızdır.”
Vera Peiffer

Sabah kalkar kalkmaz ilk iş olarak Ho Chi Minh müzesini görmeye gittim. Müze beklentilerimin altında ve yetersizdi. Ben çok daha görkemli bir müze bekliyordum. Vietnam bağımsızlık savaşının önderlerinden olan Ho Chi Minh 1890 doğumlu, ölümü ise 1969. Asıl adı Nguyan That Thanh. Uzun yıllar süren özgürlük mücadelesinde sembol olmuş bu isim, bütün dünyada devrimci hareketlerin saygı duyduğu ve örnek aldığı bir isim olmuş yıllarca. ABD ve Güney Vietnam’a karşı 1955’te başlayıp, 1975’te sona eren savaşın sonunu göremedi ama mücadele tarihine adını yazdırdı Ho Amca. Müze gezimin bitimine doğru çıkışta hediyelik eşya satılan yerde bir bayan müzisyen Monochord çalıyordu. Çaldığı ezgi ve enstrümanın sesi çok etkileyiciydi. Biraz bu sanatçıyı izledim ve bir CD’sini satın aldım. Ardından Kamboçya’ya gitmek için bir tur firmasından Siem Reap’e uçak bileti aldım. Havaalanına transfer
ücreti dahil 145 dolar ödeyerek saat 17.45’de hareket edecek uçağa biletimi aldıktan sonra şehri son kez dolaşmaya çıktım. Saat 15.30 da havaalanı transferi için gelen taksiye binip havaalanına gittim. Havaalanında check-in işlerimi halledip, pasaport kapısında sıra beklerken diplomat geçişi gişesi boş olunca görevli bana buradan geçebileceğimi söyledi. Ben de diplomatlara ayrılmış olan gişeden pasaport kontrolümü yaptırıp çıkış işlerimi tamamlayıp uçağın
kalkış saatini beklemeye başladım. Sorunsuz bir uçuş sonrası Kamboçya Siem Reap’e vardım. Vietnam’dayken yine booking’den 17 dolara Rayong President Hotel’den rezervasyonumu yaptırmıştım. Siem Reap havaalanında
uçaktan inip hemen çıkışta bekleyen taksi ve tuktuk servislerine otele gidiş için fiyat sordum. Bana kafadan 15 dolar gibi çok yüksek fiyat çektiler. Belli ki uçakla gelen yolcuları bol paralı zengin müşteri olarak görüyorlar ve fiyatları da uçuk oluyor. Tuktuk’çunun söylediği bu 15 dolarlık fahiş fiyata ben de tepki olarak “Hassiktir lan!” diye tepki gösterdim. Bu tepkime karşılık adam “Okey mister six dollars. No problem” Deyince ben önce şaşırdım
adam ne diyor diye. Adam yine bana “Six dollars, okey”demeye çalışınca bende jeton düştü. Tuktukçu benim hassiktir lan kelimemi altı dolar diye algılamış ve bana tamam altı dolar olur demeye çalışıyordu. Başladım gülmeye ve adama “Hadi beni sen götür” dedim. Bu muhteşem İngilizce aksanımı bir tek Tuktuk’çu anlamıştı ya helal olsun. Bu arada unuttuğum bir ayrıntı da Siem Reap havaalanına indiğimde bir gün sonrası için Sihanoukvil’e gitmek üzere uçak biletimi aldım. Yani yarın saat 14.25 de uçağım buradan hareket ediyor.

n102

14 Kasım
Si̇em Reap – Si̇hanoukv
“Yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler.”
Pablo Neruda

Sabah kalkıp kahvaltımı yaptıktan sonra saat 14.25 uçağına binmek üzere saat 12.00 gibi havaalanına gitmek için akşam beni getiren tuktuk ile anlaşmıştım. Tam saatinde geldi ve tekrar altı dolara havaalanına götürmek üzere beni otelden aldı. Doğru Siem Reap havaalanına gittik. Saat 15.00’de uçağımız havalandı. Küçük bir havaalanı olan Sihanoukvil’e indikten sonra 15 dolara anlaştığım bir küçük jeep/pikap görüntüsündeki araçla şehrin bir
hayli dışında bulunan havaalanından hareket ettik. Önce motosikletimi almak için arkadaşım Sakıp’ın iş yerine geldim. Oradan Sakıp’ın evinin altındaki kapalı otoparktan motorumu ve evden eşyalarımı aldıktan sonra emanet olarak bıraktığım paramı da alıp bir otele yerleştim. Tekrar orada bulunan arkadaşlarla sohbetler yapıp vedalaşarak otelimin yolunu tuttum. Yarın sabah, farklı bir yoldan Tayland’a geçecektim.

vietnam
15 Kasım
Sihanoukvil- Kamboçya
Cham Yeam Sınır Kapısı – Tayland Ban Hat Lek Sınır
Kapısı – Trak – Rayong 550 km
“Ne tarafa gidersen git yol rüzgara karşı ve yokuştur.”
G.D.Annunzio

Sabah erkenden kalkıp hazırlıklarımı yaparak Sihanoukvil’den yola çıktım. Yol boyunca çok enteresan ve ilginç yerlerden geçiyordum. Bir ara yol kenarında gördüğüm dikkat fil çıkabilir tabelaları beni heyecanlandırmıştı. Artık her an yoluma bir fil ya da fil sürüsü çıkabilir. Ben de yol boyunca heyecanla yoluma çıkabilecek bir fil görebilme umuduyla motorumu sürmeye devam ettim. Bir süre sonra yolum daha da güzelleşti. Sol tarafımda deniz manzarası sağ tarafım ise yemyeşil bir doğa, yol sorunsuz ve düzgün. Kamboçya sınır kapısı olan Cham Yeam’dan geçişimi kolayca ve sorunsuz halledip, ardından Tayland sınır kapısı olan Ban Hat Lek’e geldim. Orada işlemlerimi halledip Kamboçya topraklarına veda edip, Tayland topraklarına giriş yaptım. Tayland Kamboçya’ya göre çok
daha gelişmiş ve düzenli bir ülke. Tayland’a girdikten sonra bir ara yanlış yola dönmüşüm ve yaklaşık 80 km kadar sapma yapmışım. Neyse ki kendi sezgilerimle fark edebildiğim bu yanlış yoldan geri dönerek tekrar doğru rota üzerinden Rayong’a doğru devam ettim. Sonunda booking’den 620 Baht’a rezervasyon yaptırdığım Rayong President Hotel’e geldim ve yerleştim. Uzun zamandır yıkamadığım pantolonumu yıkayıp, duşumu alıp yemeğimi yedikten
sonra, yarınki yolculuğumun planlarını yapıp uyudum. Ülkeden ülkeye, sınırdan sınıra koşturup durdu yüreğim rüyalarda…

nn5

 

Leave a Comment