Güney Asya Turu Gezi Notları – 1 : Hazırlık

Home » Güney Asya Turu Gezi Notları – 1 : Hazırlık » Asya Turu » Güney Asya Turu Gezi Notları – 1 : Hazırlık

Seyahatin önündeki tek engel kapının eşiğidir.

Bosna Atasözü

Yol bir umudu, bir düşü anlatır hep, varılacak ve görülecek bir sürü yeri… Benden önce yolculuğa çıkanlar gibi, benden sonra da aynı hazzı alacaklar olacak biliyorum. Yolcu olmak, yolda olmak, yanımıza hatıraları ve bugünü alıp, başka ülkelere taşımak hepimizi mutlu etmez mi?

Bakarsınız bu iklimden başka bir iklime sevinçler götürmüşsünüz, bakarsınız o memleketlerden bambaşka şeyler getirmişsiniz, dağıtıyorsunuz, anlatıyorsunuz.

Bizi tanısınlar, anlasınlar; biz onları tanıyalım bilelim diye. İlk yolculuğa başlarken, gitme duygusunu hissettiğimde aklıma Pablo Neruda’nın güzel şiiri geliyordu hep…

Bu gezi notlarının başlangıcında o şiiri siz de okuyacaksınız (bir önceki yazı için tıkla) ve haklı olduğumu göreceksiniz. Belki de bir aidiyet duygusu taşımadığımızdan, belki de kendimizi sadece dünyaya ait hissettiğimizden yola çıkıyoruzdur, kim bilir… Yaşama başlarken de yalnızızdır, yola çıkarken de… Kendi içimize doğrudur belki de çıktığımız bütün yolculuklar…

Bodrum’dan çıkıp, geri döndüğüm o vakte dek, kalbimdeki yol heyecanı hiç bitmedi. Artarak sürüyor. Bir yolculuk, öteki yolculuğu çağırıyor. Hiçbir şey düşünmeden, başka insanların yaşadığı yerlerden, o insanların yaşamlarına dokunarak bir tüy hafifliği ile geçip gidivermek, başka bir isteğim yok. Dediğim gibi, kendi içimize sığamadığımızdan, taşıp gitmek istiyoruz, bütün yollar kendimize çıkıyor, tüm yolculuklar kendi içimize. Zerdüşt’ün ülkesinden, Buda’nın ülkesine bir çeşit zirve: Her şeye açık, savunmasızca, yalnızca aidiyet duygusuna karşı çıkış bu yolculuklar.

Yağan yağmurlar toprağı yeşertse de, başka bir yerden bakınca içimize de yağıyor belki. İçimizdeki o hüzün, kalbimizdeki özgürlük hissi olmasa ne yapardık kim bilir. İşte yolculuğumun özeti aşağıda okuyacağınız satırlarda, benden yolculuktan, şehirlerden, esen yelden, yıldızlardan, insanlardan, karanlıktan, sevgiden: Kısaca yaşama dair şeylerden izler var orada…

2013 yılında arkadaşım Arif Karbak’la motosikletle yaptığımız keyifli İran gezimiz bitince, içimdeki eksiklik duygusuyla birlikte yeni rota planlarım da başlamıştı. Daha önce de aklımda olan Güney Asya gezisi zihnimde şekilleniyordu. Gezi kapsamında Nepal’e kadar gitmeyi düşünüyordum. Fakat daha sonra hedefe Tayland ve Bangkok’u koydum; üzerinde biraz çalışmaya başlayınca Vietnam, Laos ve Malezya’da ulaşılabilir göründü gözüme. Toplam rota yaklaşık 25.000 km civarında çıkıyordu. Uzakdoğu’nun o egzotik havası ve değişik toplumsal yapısı şimdiden kanıma girmişti bile. Rotayı önce İran, Pakistan, Hindistan, Nepal, Myanmar, Tayland, Kamboçya, Vietnam, Laos, Malezya ve Singapur ve sonra Malezya’dan uçak kargoyla İstanbul’a dönüş olarak planlamıştım.

Bu rota ile ilgili çok fazla bilgi ve tecrübe sahibi arkadaş bulmak neredeyse imkânsızdı. İran, Pakistan, Hindistan ve Nepal konusunda yeterli bilgi vardı, fakat Nepal sonrası tam bir kapalı kutuydu. Nepal sonrası için, özellikle çok sorunlu olan Myanmar bölgesi için danışabileceğim, daha önce bu rotayı yapan bir motosiklet gezginini çok aramama rağmen bulamadım. Yani Nepal’dan sonra kaderimle baş başa idim. Myanmar geçişi neredeyse olanaksız gibi görünüyordu. Neyse ki orada çalışan bir arkadaşımın sayesinde ve yardımlarıyla, 5 günlük Myanmar geçişi için 3.000 ABD dolarına kendi masraflarım hariç- bir kanal bulduk ve bu tur firmasıyla anlaştım. Vize ve geçiş konusunda diğer sorunlu ülke de Vietnam’dı. Onu da Türkiye’de bulunan bir İtalyan tur firmasıyla hem Vietnam hem de Laos için-çözümledim. Pakistan ve Hindistan vizelerini de İstanbul’dan uzun uğraşlarla hallettim.

Pakistan vize konusunda çok zorluyordu. Bütün bu işlemler sürerken benim de yol arkadaşı arama çalışmalarım tüm hızıyla devam ediyordu. Birçok arkadaşa birlikte gitme konusunda tekliflerde ve davetlerde bulundum ama çok uğraşmama rağmen, bu yolu gidecek bir arkadaş bulamadım. Kiminin eşi, kiminin işi, kiminin zamanı, kiminin parası ve kiminin de kaygı ve korkuları bu rotayı beraber gitmeye engel oldu. Hal böyle olunca bu yola yalnız gitmekten başka çarem yoktu. Kendimi bu rotaya kafa olarak iyi hazırlamıştım. Her türlü zorluğa, yokluğa, sefalete, soyguna, teröre, çatışmaya, kaçırılmaya, yaralanmaya hazırlamıştım. Hatta bu rotada telef olmayı bile göze almıştım. Yakın arkadaşlarım ve çevremin “ikna odalarında” yolculuktan vazgeçmem konusundaki yoğun uğraşları da işe yaramadı.

Zaman daralıyordu ve ben hazırlıklarıma büyük bir kararlılıkla ve tam hızla devam ediyordum. Bu yolculuk için Nepal’a kadar giden arkadaşların bilgi ve tecrübelerinden faydalanmaya çalıştım. Yine bu rota için harita tedariki konusunda Almanya’ya sipariş verdim; fakat o haritalarda maalesef ben yola çıktıktan 20 gün sonra gelmiş ve dolayısıyla bir işe yaramadı. Navigasyonum yoktu, olsa da İngilizce bilmediğimden kullanma konusunda çuvallayacağımı düşünerek almaktan vazgeçtim. Navigasyon sözcüğü Türkçeye nasıl uyarlanabilir diye düşündüm… Yol gösterici veya yol bulucu örneğin… Google’a baktım, seyir ya da seyrüsefer olarak tanımlanabilir diyor ama tam karşılığı mı, bilemedim. Rota çalışmalarımı ana hatlarıyla çıkartıp il ve kasabaları da belirleyerek kayıtlara aldım.

Artık yola çıkma vakti gelmişti. Rüzgârı hissetmenin, atların yelesini tutmanın zamanı gelmişti artık… Serüven duygusuyla kanım kaynamaya başlamış, kulaklarımda ağaçların rüzgârdaki sesi ve yolların uğultusu çoğaldıkça çoğalıyordu…

Bu turumda bana sponsor olan İstanbul Akvaryum firmasından da gerekli desteği alınca 28 Ağustos 2014, saat 12.30 gibi arkadaşlarımla vedalaşıp Bodrum’dan yola koyuldum. İstikamet İzmir’di. Saat 16.00 gibi İzmir BMW servisine gittim. Burada motorun hem bakımını yaptırıp hem de kısa bir teknik eğitim almayı planlamıştım. Önce motorun lastiklerini değiştirdim, gerçi lastikler daha 3.500 km’de idi ama ben yine de daha uygun bir lastikle değişimi yapmak istedim. Bunu yaparken ben de lastik değişimi konusunda pratik yapmak istiyordum. İyi de oldu. Sonra yağ değişimi, far değişimi, yağ filtresi değişimi konusunda teknik bilgiler aldım. Bu kısa eğitimden sonra TRT’de spiker arkadaşım Murat Can Canbay ile buluştum ve o gece beni kendi evinde misafir etti. Akşam Göztepe sahilinde bulunan güzel bir restoranda rakı-balık keyfinden sonra eve dönüp erkenden kalkmak için yatıp uyudum.

29 Ağustos sabah erkenden 06.00’da kalktım. Murat da uyanmıştı, bana kendi motoruyla yol arkadaşlığı yapacağını söyledi. Hazırlıklarımızı yapıp yola çıktık. Murat beni belli bir yere kadar yolcu ettikten sonra vedalaşıp ayrıldık. Uzun yollar başlıyordu artık, İstanbul’dan sonra baş başa kalacağım yollarda özgürce bıraktım kendimi, motorun sesine. Bandırma feribotuyla İstanbul’a gitmeyi düşünüyordum, fakat bol rüzgârlı yolda savrula, savrula giderken Bandırma feribotunu yakalama gayretinden vazgeçip Yalova’dan İstanbul’a gitmeye karar verdim. Yalova feribotuna yetişmiştim, biletimi aldım ve feribota bindim. Ver elini İstanbul. İstanbul’dan çıkışımı 1 Eylül Dünya Barış Günü olarak planlamıştım. İki gün daha İstanbul’da kalıp öyle yola çıkacaktım. Haliyle iki gün İstanbul’da arkadaş görüşmeleri, ufak tefek eksik giderme işleriyle uğraştım. Bu uzun yol hazırlığımda yanıma aldığım eşyalar fazla değildi. Yan çantalarımdaki eşya dökümünü verebilirim:

– 3 adet don

– 3 adet bisiklet yaka t-shirt

– 3 adet çorap

-1 adet şort olabilen çok ince bir pantolon

-1 adet çok hafif ve ince spor ayakkabı

-1 takım alt-üst takım termal içlik

-1 adet ince polar mont

-İlaçlarım, şampuan ve diş fırçam, yedek okuma gözlüğüm

-1 adet göz yaşartıcı sprey, İsviçre çakısı, anahtar takımı, lastik sökmek için levye, yedek far, akü takviye kablosu, yağ filtresi, ön ve arka iç lastik, zincir yağı sprey, mini ilk yardım çantası

– 3 adet GoPro kamera ve bunların aparatları

-1 adet Sony A600 fotoğraf makinesi-1 TB yedek hard-disk

-Pakistan’da Muhammet İkbal’e verilmek üzere Gore-Tex kışlık eldiven, gerekli resmi evraklar.

Az ve öz eşya ile yolculuk. Gerçi bu liste sizi sıkmış bile olabilir ama yanıma ne aldığımı bilmenizi istedim; belki benden sonra yola çıkacaklara esin kaynağı olur diye… İstanbul’da arkadaşlarla görüşmeler, akşam yemek keyifleri artık bitmişti; yola çıkma vakti gelmişti.

Yolculuğun devamı burada  : Güney Asya Turu Gezi Notları – 2

Leave a Comment